TOKİ: 'İstanbul'un yüzde 60'ı yıkılacak'
14/1/2008 · Kategori: clicklook
TOKİ: 'İstanbul'un yüzde 60'ı yıkılacak'
Bugün, 17:15
Konut
sektörünün en önemli aktörlerinden olan Toplu Konut İdaresi (TOKİ),
İstanbul için kolları sıvadı. TOKİ, 2011 yılının sonuna kadar kentin
her bölgesine girip kentsel dönüşüm yapmayı hedefliyor.
"Vatandaşa
değil, devlete tabiyiz"
diyen TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar,
kararlılıklarını,
"konut sahipleri ikna olsa da olmasa da gerekeni
yapacağız"
sözleriyle ifade ediyor.
Bu yıl İstanbul'u şantiyeye çevirme
hazırlığında olan TOKİ, gecekondularla sarılı İstanbul'un yüzde
60'ında
kentsel dönüşümü gerçekleştirmeyi hedefliyor.
İstanbul'un yüzde 60'ının
yıkılacağını belirten Bayraktar,
"2008 yılında İstanbul'da her bölgeye
gireceğiz.
Belediye yapmak istiyorsa belediyeye yetki
verilecek, TOKİ
yapmak istiyorsa belediyeler TOKİ'nin önünü kesemeyecek"
diye konuştu.
|
|
| Göksel Göksu / CNN TÜRK "Belediyelere gecekondu kanunu kisvesi altında bir takım başka yetkiler verilme şeklinde kanun olmasına biz karşıyız" diyen Bayraktar, "Belediyeleri daha çok çalıştırmak daha çok gecekonduları renove etmek daha çok gecekondu sahiplerini sağlıklı eve kavuşma noktasında yetkilendirilmesini istiyoruz biz. Belediye de yetkilensin, TOKİ de yetkilensin" dedi. Bayraktar, konut üretilmesine karşın ihtiyaç sahiplerinin konut alacak parasının olmadığına dikkat çekiyor. İstanbul'da 3 milyon konut olduğunu ve bunların yarısının kaçak, ruhsatsız ya da iskansız olduğunu söyleyen Bayraktar, 60'ıncı hükümetin TOKİ'ye önümüzdeki dönemde geniş yetkiler verdiğini ve bu yetkiyi uygulayacaklarını söylüyor. Bayraktar, "Biz devlete tabiyiz, vatandaşa tabi değiliz. Vatandaş devlete uyacak. Devlet vatandaşı mağdur etmez, devlet vatandaşın zararına iş yapmaz. O insanları deprem olduğunda ölüme mahkum edemeyiz. Orada hak sahibi olmayanlara 10-15 yıl vadeli ev vereceğiz. Hak sahibi olanlara istiyorsa ev, istemiyorsa parasını vereceğiz" dedi. Yenilenecek bölgede ikamet edenler eldeki mevcut konutlara taşınacak. Boşaltılan alanlarda geliştirilen projeden elde edilen gelirle yeniden konut yapılacak. Böylece proje kendi kendini finanse etmiş olacak. |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
DİNÇ BİLGİN'İN İTİRAFLARINI ÖZELLİKLE BASIN PATRONLARI DİKKA
14/1/2008 · Kategori: clicklook
Dinç
Bilgin'in 'arkadaşlar' diye nitelediği eski gazetesinin yönetci
kadrosunun üyeleri, şimdi Dinç Bilgin'den daha zengin ve daha özgürler.
Mehmet Barlas Yazıyor... mbarlas@haberx.com
DİNÇ BİLGİN'İN İTİRAFLARINI ÖZELLİKLE BASIN PATRONLARI DİKKATLE OKUMALIDIR.
10.01.2008, 13:20
Bu 'arkadaşlar' bazan zengin, bazan 'güçlü', bazan 'şöhretli' olmak
için, Dinç Bilginleri, asıl mesleği olan 'gazetecilik'ten
uzaklaştırırlar.
Dinç Bilginlerin haberi bile olmadığı siyasi
angajmanlara girerler, gazetelerini bir siyasi kampın tetikçisi
kimliğine büründürürler.
|
|
Sabah'ın eski sahibi Dinç Bilgin'in Yeni Şafak'ta yayınlanan "itiraflar"ını, bütün basın patronları ve çalışanları ibret alarak okumalıdır.
Özellikle basın patronları varlık sebeplerini unutup iplerini, ihtiraslarının boyu akıllarınının boyundan uzun "çevre"ye kaptırdıkları zaman, başlarına neler geleceğini görmek için Dinç Bilgin'in söylediklerini okumalıdır.
Bu konuda şöyle diyor:
-Ben İzmir'den gelip Sabah'ı kurdum ve birinci ikinci aydan itibaren para kazanmaya başladım. İş büyüdü büyüdü, kocaman bir basın imparatorluğu oldu. Banka işine girene kadar her yıl kar ettim. Değerlere değer kattım. Zaten bugün bile o değerleri görebiliyorsunuz. O tarihte bankacılık sektörü de çok cazip bir sektör olmuştu. Dışında kalmam lazımdı ama kalamadım. Hata ettim. Arkadaşlarım da beni teşvik etti. Çünkü onlar da bir holdingde çalışmak, yönetici olmak, zengin olmak istiyorlardı. O işe direnemedim. Ama birinci sorumlu, işin sahibi olarak benim. 95-96'lara kadar Sabah, salt gazetecilikten para kazanan bir müesseseydi. Sabah, nereden çarpacağı belli olmayan serseri mayın gibi görülüyordu. Bunun nedeni basın dışında işimizin olmamasıydı.
Dinç Bilgin'in "arkadaşlar" diye nitelediği eski gazetesinin yönetci kadrosunun üyeleri, şimdi Dinç Bilgin'den daha zengin ve daha özgürler. Onlar istediklerine kavuştular, holdingde çalışıp, yönetici oldular, zengin oldular.
Sonuçta Dinç Bilgin'in tüm malvarlığı elinden alındı, hapse bile girdi.
Bu "arkadaşlar" bazan zengin, bazan "güçlü", bazan "şöhretli" olmak için, Dinç Bilginleri, asıl mesleği olan "gazetecilik"ten uzaklaştırırlar. Dinç Bilginlerin haberi bile olmadığı siyasi angajmanlara girerler, gazetelerini bir siyasi kampın tetikçisi kimliğine büründürürler, patronlarını siyasi iktidarların iki dudağının arasına teslim ederler.
Özetle arkadaşları Dinç Bilgin'e benzeyecek yerde, Dinç Bilgin arkadaşlarına benzedi ve sonuç ortada.
Yeni Şafak'taki söyleşide benim adım da şu şekilde geçiyor:
DB-O andıç meselesinde masumum. Barlas'la Çandar'ın hikayesinde
yurtdışındaydım. Zafer de yanımdaydı. Telefon geldi, "Birand'la ilgili
böyle böyle bir şey çıkacak" dediler. Sağa sola telefon açtık. Zafer,
Ertuğrul'u (Özkök) aradı. Ertuğrul, "Ben manşete çekeceğim" dedi.
"Yapma, etme" razı edemedik. Biz de Cengiz'i izne çıkardık. Barlas'a
gelince. Barlas'ın siyasetle ilgisi yoktu. Barlas'ı gazeteden ayırmam
parasal sebepleydi. Bu bahsettiğim tarihlerde Sabah yoldan çıkmıştı.
Yani, eski özgür Sabah değildi artık. Bir de Ankara'daki bazı gazete
temsilcileri, Genelkurmay'a gidip, yayın yönetmenlerine, "Seninle
ilgili endişeler, dosyalar var" diye mesaj getiriyordu.
Bu anormal haberlerin büyük bölümü bu baskı ve endişelerle yapıldı.
S-Gazeteniz artık sizin kontrolünüzde değildi yani.
DB-Evet. Çünkü bir tarafta banka, hassas dengeler.
S-Yaptıklarınızdan pişmanlık duydunuz mu?
DB-Tabi yani gazetecilik dışına çıkmaktan büyük pişmanlık duyuyorum.
Buradaki "parasal sebepler"in, dönemin atanmış iktidarının "Barlas'ı susuturmazsan kredi alamazsın" uyarısı ve Etibank'a ilişkin meseleler olduğu biliniyor artık.
Sonuçta bir günde benim Sabah'taki, Canan barlas'ın Yeni Yüzyıl'daki yazılarımız kesildi.
Sonra ne oldu? Yeni Yüzyıl yok artık. Sabah da ellerin şimdi.
Sabah'ta susturulunca, bana Yeni Şafak sütun vermişti.
Kadere bakın. Şimdi de Dinç Bilgin Yeni Şafak'a "gazetecilik dışına çıkmaktan büyük pişmanlık
duyuyorum"
demek durumunda.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
'Medeniyetler ittifakı dünyanın ihtiyaç duyduğu bir proje
14/1/2008 · Kategori: clicklook
'Medeniyetler ittifakı dünyanın ihtiyaç duyduğu bir proje'
Bugün, 20:51
|
|
| AA
- Sabancı, İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero'nun davetlisi
olarak Madrid'e geldiğini belirterek, "Bugün yaşadığımız yüzyılda,
dünyanın geldiği bu noktada medeniyetler ittifakına çok ihtiyaç
olduğunu düşünüyorum. Bundan dolayı da umutluyum" diye konuştu. Medeniyetler ittifakını(Mİ) büyük ilgiyle takip edeceğini vurgulayan Sabancı, "Bu sadece iyi niyet projesi değil. Daha kapsamlı, altı doldurulmuş bir proje. Herkesin işbirliğinde bulunmasını gerektiren adımlar atılırsa, bunun yararı herkese olur. Her kültür ve inançtan kimselerle birlikte çalışmanın bu ittifaka sağlayacağı kazanımlar vardır" dedi. |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
'ABD'ye bir şey vermemiz söz konusu olamaz'
14/1/2008 · Kategori: clicklook
'ABD'ye bir şey vermemiz söz konusu olamaz'
Bugün, 17:24
|
|
Cumhurbaşkanı
Gül, geçen hafta ABD ziyareti sırasında İngilizce ve Arapça yayınlanan
El Hayat gazetesinin New York temsilcisi ve köşe yazarı Raghida
Dergham'a özel demeç verdi. Gül, bugün yayınlanan mülakatta, Dergham'ın
Türkiye'nin terör örgütü PKK'ya karşı yaptığı sınır ötesi askeri
harekat kapsamında ABD ile işbirliği, Orta Doğu sorunları kapsamında
Türkiye'nin rolü ve İran konularında sorularını yanıtladı. -TERÖR ÖRGÜTÜ PKK İLE MÜCADELE-
Gül, ABD Başkanı George W. Bush ile görüşmesi çerçevesinde
Türkiye'nin terör örgütü PKK'ya karşı sınır ötesi harekat
düzenlemesiyle ilgili bir soru üzerine, komşu ve dost ülke olan Irak'ın
kendi topraklarının tümünü kontrol edemediğini ve o yüzden orada terör
örgütü PKK'nın bulunduğunu söyledi. Terör örgütü PKK'nın ABD ve AB'nin terör örgütleri
listesinde bulunduğunu hatırlatan Gül, PKK'nın Irak'ın kuzeyindeki
bölgeden Türkiye'ye saldırdığını, hem güvenlik görevlilerini, hem de
sivilleri öldürdüğünüvurguladı. Gül, şöyle konuştu:
''Mesele, böyle bir terör örgütüyle mücadele etme, sonuna
kadar savaşma ve bunu yok etme meselesidir. Bunun için Irak hükümetine
(bunu siz yapın) dedik, onlar güçleri olmadığı için bunu yapamadılar. O
zaman Amerikalılara (siz işgal kuvveti olarak bütün hava sahasını ve
bütün Irak'ı kontrol ediyorsunuz, teröristlerle sadece Basra'da,
Bağdat'ta savaşmak yetmez, burada da savaşacaksınız) dedik. (Ama siz de
yapamıyorsanız o zaman biz kendimiz yapacağız, o zaman bizimle
işbirliği yapın) dedik. Amerikalılar buna evet dedi.'' Gül, ABD'nin Türkiye'nin sınır ötesi harekatına destek
vermesi karşılığında Türkiye'den ne gibi bir beklentisinin olduğunun
sorulması üzerine, ''Bunun karşılığında bizim bir şey vermemiz söz
konusu değil, çünkü terörle mücadele etmek ABD'nin sorumluluğunda,
zaten çok gecikmiş bir iş olduğu için çok mahcuplar da. Ama tabii ki
büyük bir ülkenin dikkatini çekmek kolay olmuyor. Nihayet bunu
anladılar, gördüler ve gayet açık, dürüst bir şekilde Başkan Bush,
Başbakan Erdoğan'a da bana da (PKK ortak düşmanımızdır) dedi ve
işbirliği devam ediyor. Dolayısıyla sorumluluklarını yerine
getiriyorlar'' diye konuştu. Türkiye'nin hedefinin sadece terör örgütü olduğunu
belirten Gül, hedefin ne Irak, ne Irak'ın kuzeyindeki Kürtler olduğunu
söyledi ve Türkiye'nin bu kapsamda gizli bir gündeminin olmadığının
altını çizdi. Irak'ınistikrarının ve huzurunun sağlanmasını Irak'tan
sonra ilk Türkiye'nin istediğini belirten Gül, Irak'taki Kürtlerin
Türkiye'deki insanların kardeşi, akrabası olduğunu ifade etti. Gül, terör örgütü PKK'nın Türkiye'ye kuzey Irak'tan geçip
katliam yaptığını, en son Diyarbakır'da yaptığı saldırıda lise
öğrencisi çocukları öldürdüğünü, Türkiye'nin bu yüzden sınır ötesi
harekat yaptığını belirtti.Gül, ''Biz terör örgütünü yok edene kadar bu
mücadele kararlılıkla sürecek'' dedi. Türkiye'nin askeri harekat düzenlerken oradaki sivillere
zarar vermemek için son derece dikkatli hareket ettiğini vurgulayan
Gül, ''Eğer biz bu konuya dikkat etmeseydik bunu çok önce ve çok daha
farklı bitirirdik'' diye konuştu. Gül, ''Irak hükümetinin sınır ötesi harekattan memnun
olmadığı'' yönündeki bir yorum üzerine ise ''Peki o zaman ben size şunu
sorayım: Irak hükümeti kendi topraklarını kontrol edemeyip, kendi
toprakları içerisinde kardeş bir ülkeye saldırı yapan terör örgütünü
misafir mi ediyor orada, onlara güvenli sığınak vermekten mutlu mu?''
dedi. Cumhurbaşkanı Gül, terör örgütü PKK'ya karşı düzenlenen
harekatla İsrail'in Hizbullah'a karşı Lübnan'a girmesinin
karşılaştırılması üzerine ise ''Bu iki konu birbiriyle hiç ilgili
değil, biz hiç kimsenin toprağınıişgal etmiyoruz ki'' diye konuştu. Gül, ABD'ye Türkiye'nin Irak'ı işgal etmeyeceği yönünde
garanti verip vermediğinin sorulması üzerine de ''Bizim garanti vermeye
ihtiyacımız yok, çünkü bizim böyle bir niyetimiz yok, tam tersine biz
komşu bir ülkeyeyardım ediyoruz'' dedi. Gül, Irak'a en büyük ekonomik yardımı yapan ülkenin
Türkiye olduğunu belirterek, Habur Kapısından günde 4 bin TIR'ın Irak'a
gittiğini ifade etti. ''Bizim kuzey Irak'la hiçbir problemimiz yok''
diyen Gül, Türkiye'ninbölgede intihar saldırısı düzenlendiğinde
yaralıları uçakla alıp tedavi ettiğini de anımsattı. -ORTA DOĞU'DAKİ SORUNLAR-
Cumhurbaşkanı Gül, Orta Doğu'daki sorunların çözümünde
sadece ABD'ye sorumluluk yüklenilmemesi gerektiğini, bölge ülkelerinin
de bu anlamda sorumlulukları olduğunu, Türkiye'nin de bu çerçevede
elinden gelen her şeyi yaptığını anlattı. Türkiye'nin Suriye ile ilişkilerini ABD Başkanı Bush'un
nasıl karşıladığının sorulması üzerine Gül, Suriye'nin dışlanmasının
doğru olmadığını belirterek, Suriye'nin Annapolis toplantısına
katılmasınınönemli olduğunu söyledi. Gül, Türkiye'nin bölgedeki sorunların çözümünde Suriye'nin
yapıcı rol almasını kendisine tavsiye ettiğini ifade ederek,
Türkiye'nin bu konuda yardımcı rol oynadığını, bunun da takdir edilmesi
gerektiğini kaydetti. Filistin devletinin 2009'da kurulmasının mümkün olup
olmayacağının sorulması üzerine ise Gül, Orta Doğu barış sürecini ABD
Başkanı Bush ile görüşmesinde ele aldıklarını, kendisinden bu konuda
çok daha fazla inisiyatif alıp, çözüm için zorlaması gerektiğini
söylediğini anlattı. Gül, bu kapsamda (İsrail tarafının) yeni yerleşim
yerleri kurmaması gerektiğini, Filistinlilerin birliğinin sağlanmasının
çok önemli olduğunuBush'a aktardığını ve kendisine cesaretli olması
gerektiğini söylediğini ifade etti. Gül, şöyle konuştu:
''Aslında 2008 yılında önemli şeyler olabilir çok
çalışılırsa. Sadece Amerikalılara da bırakmamak gerekir, herkesin
bölgede bunun için yoğun gayret göstermesi gerektiğine inanıyorum, biz
bunu yapıyoruz.'' Gül, Lübnan ile ilgili bir soru üzerine ise Türkiye'nin bu
ülkedeki taraflarla görüştüğünü, bu ülkede devlet başkanlığı
seçimlerinin düzgün bir şekilde yapılmasını, ülkede siyasi istikrarın
sağlanmasını istediğini belirtti. Türkiye'nin Lübnan'a yardım ettiğini
kaydeden Gül, BM barış gücü UNIFIL'de askerlerinin olduğunu, Lübnan'da
50'nin üzerinde okul yaptırıldığını, Türk sivil toplum örgütlerinin
Lübnan'da halka yardımcı olduğunu söyledi. -İRAN-
Cumhurbaşkanı Gül, İran'la ilgili sorular üzerine, son
dönemde ABD ile İran arasındaki sorunların diplomatik yollarla
çözümünün daha doğru olduğu yönünde bir anlayışın geliştiğini gördüğünü
bildirdi. Türkiye'nin komşusu olan İran ile farklı siyasi yapısı
olmasına rağmen iki ülkenin birbirinin içişlerine karışmadan komşuluk
ilişkilerini sağlam tutmak istediğini belirten Gül, İran'ın nükleer
programı kapsamında ise Türkiye'nin bölgede kitle imha silahlarının
olmamasını istediğini, bu konuda diğer bölge ülkeleri gibi hassasiyeti
olduğunu ifade etti. |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
'Üyelik hedefimizi sulandırma gayretindeler'
14/1/2008 · Kategori: clicklook
'Üyelik hedefimizi sulandırma gayretindeler'
Bugün, 20:38
Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin uzun soluklu
ve stratejik bir proje olduğunu belirterek, "Böylesine önemli bir
projenin günlük siyasi kaygılara kurban edilmemesi gerekir. Ne yazık ki
bazı üye ülkeler üyelik hedefimizi sulandırma gayretleri içerisine
giriyorlar" dedi. Türk-İspanyol İş Konseyi toplantısının kapanışında
konuşan Erdoğan, İspanya'nın, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine sağladığı
desteği özellikle vurgulamak istediğini ifade ederek, 5 yıllık
başbakanlığı döneminde İspanya Başbakanı Zapatero'nun verdiği desteğin
kendilerine güç kattığını söyledi. Erdoğan, AB'ye tam üyelik konusunda
ilk günkü kararlılıkla çalışmalara devam ettiklerini vurguladı.
|
|
| AA
- Erdoğan, yarın Madrid'te "Medeniyetler İttifakı 1. Forumu"na
katılacaklarını hatırlatarak, "Farklı kültür ve inançlara sahip
toplumların dostluk ilişkisi içerisinde bağlarını güçlendirmesine en
güzel örneklerden birinin bu toplantı olduğuna inanıyoruz. Ülkeler
arasında ticaret ve yatırım ilişkilerinin gelişmesi, bu ülkelerin
ekonomilerine katkıda bulunmanın yanı sıra ülke halklarının
birbirlerini daha yakından tanımalarına da fırsat vermektedir" diye
konuştu. "Kültür ve din eksenli tartışmaların yoğunluk kazandığı bir dönemde Türkiye'nin uzlaşmayı teşvik eden rolü ve kimliğinin önemli bir değer teşkil edeceği konusunda benimle hem fikir olduğunuzu düşünüyorum" diyen Erdoğan, "Türkiye ve AB küreselleşme çağında bu tarihi misyonu gerçekleştirme şansına sahip bulunuyor. Şunu unutmayalım ki şu anda Türkiye'nin AB üyeliği noktasında, Türkiye ne zaman AB'ye üye olacak? sorusunun cevabını bekleyen, arayan, takip eden 1.5 milyarlık bir İslam Dünyası var. Esasen Türkiye'nin AB'ye katılımı Avrupa Birliği'nin kimliğini güçlendirecek ve küresel oyuncu olma amacına hizmet edecektir" diye konuştu. |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!