OTOBÜS FİLMİ FULL İZLE il il nufus



TOKİ: 'İstanbul'un yüzde 60'ı yıkılacak'

14/1/2008 · Kategori: clicklook

TOKİ: 'İstanbul'un yüzde 60'ı yıkılacak'
Bugün, 17:15

Konut sektörünün en önemli aktörlerinden olan Toplu Konut İdaresi (TOKİ), İstanbul için kolları sıvadı. TOKİ, 2011 yılının sonuna kadar kentin her bölgesine girip kentsel dönüşüm yapmayı hedefliyor.

 "Vatandaşa değil, devlete tabiyiz"

 diyen TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, kararlılıklarını,

"konut sahipleri ikna olsa da olmasa da gerekeni yapacağız"

sözleriyle ifade ediyor.


 Bu yıl İstanbul'u şantiyeye çevirme hazırlığında olan TOKİ, gecekondularla sarılı İstanbul'un yüzde

 60'ında kentsel dönüşümü gerçekleştirmeyi hedefliyor.

 İstanbul'un yüzde 60'ının yıkılacağını belirten Bayraktar,


"2008 yılında İstanbul'da her bölgeye gireceğiz.

Belediye yapmak istiyorsa belediyeye yetki

 verilecek, TOKİ yapmak istiyorsa belediyeler TOKİ'nin önünü kesemeyecek"

diye konuştu.

Göksel Göksu / CNN TÜRK

 "Belediyelere gecekondu kanunu

 kisvesi altında bir takım başka

 yetkiler verilme şeklinde kanun

 olmasına biz karşıyız"

 diyen Bayraktar,

"Belediyeleri daha çok çalıştırmak daha çok gecekonduları renove etmek daha çok gecekondu sahiplerini sağlıklı eve kavuşma noktasında yetkilendirilmesini istiyoruz biz.


Belediye de yetkilensin, TOKİ de yetkilensin" dedi.

 Bayraktar, konut üretilmesine karşın ihtiyaç sahiplerinin konut alacak parasının olmadığına dikkat çekiyor.


 İstanbul'da 3 milyon konut olduğunu ve bunların yarısının kaçak, ruhsatsız ya da iskansız olduğunu söyleyen Bayraktar, 60'ıncı hükümetin TOKİ'ye önümüzdeki dönemde geniş yetkiler verdiğini ve bu yetkiyi uygulayacaklarını söylüyor. Bayraktar,

"Biz devlete tabiyiz, vatandaşa tabi değiliz. Vatandaş devlete uyacak. Devlet vatandaşı mağdur etmez, devlet vatandaşın zararına iş yapmaz. O insanları deprem olduğunda ölüme mahkum edemeyiz.

Orada hak sahibi olmayanlara 10-15 yıl vadeli ev vereceğiz.


Hak sahibi olanlara istiyorsa ev, istemiyorsa parasını vereceğiz"

 dedi.

Yenilenecek bölgede ikamet edenler eldeki mevcut konutlara taşınacak.

 Boşaltılan alanlarda geliştirilen projeden elde edilen gelirle yeniden konut yapılacak.

Böylece proje kendi kendini finanse etmiş olacak.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

DİNÇ BİLGİN'İN İTİRAFLARINI ÖZELLİKLE BASIN PATRONLARI DİKKA

14/1/2008 · Kategori: clicklook

Mehmet Barlas Yazıyor...  mbarlas@haberx.com
DİNÇ BİLGİN'İN İTİRAFLARINI ÖZELLİKLE BASIN PATRONLARI DİKKATLE OKUMALIDIR.
10.01.2008, 13:20

Dinç Bilgin'in 'arkadaşlar' diye nitelediği eski gazetesinin yönetci kadrosunun üyeleri, şimdi Dinç Bilgin'den daha zengin ve daha özgürler.

Bu 'arkadaşlar' bazan zengin, bazan 'güçlü', bazan 'şöhretli' olmak için, Dinç Bilginleri, asıl mesleği olan 'gazetecilik'ten uzaklaştırırlar.

Dinç Bilginlerin haberi bile olmadığı siyasi angajmanlara girerler, gazetelerini bir siyasi kampın tetikçisi kimliğine büründürürler.

Sabah'ın eski sahibi Dinç Bilgin'in Yeni Şafak'ta yayınlanan "itiraflar"ını, bütün basın patronları ve çalışanları ibret alarak okumalıdır.




Özellikle basın patronları varlık sebeplerini unutup iplerini,  ihtiraslarının boyu  akıllarınının boyundan uzun "çevre"ye kaptırdıkları zaman, başlarına neler geleceğini görmek için Dinç Bilgin'in söylediklerini okumalıdır.




Bu konuda şöyle diyor:


-Ben İzmir'den gelip Sabah'ı kurdum ve birinci ikinci aydan itibaren para kazanmaya başladım. İş büyüdü büyüdü, kocaman bir basın imparatorluğu oldu. Banka işine girene kadar her yıl kar ettim. Değerlere değer kattım. Zaten bugün bile o değerleri görebiliyorsunuz. O tarihte bankacılık sektörü de çok cazip bir sektör olmuştu. Dışında kalmam lazımdı ama kalamadım. Hata ettim. Arkadaşlarım da beni teşvik etti. Çünkü onlar da bir holdingde çalışmak, yönetici olmak, zengin olmak istiyorlardı. O işe direnemedim. Ama birinci sorumlu, işin sahibi olarak benim. 95-96'lara kadar Sabah, salt gazetecilikten para kazanan bir müesseseydi. Sabah, nereden çarpacağı belli olmayan serseri mayın gibi görülüyordu. Bunun nedeni basın dışında işimizin olmamasıydı.




Dinç Bilgin'in "arkadaşlar" diye nitelediği eski gazetesinin yönetci kadrosunun üyeleri, şimdi Dinç Bilgin'den daha zengin ve daha özgürler. Onlar istediklerine kavuştular, holdingde çalışıp, yönetici oldular, zengin oldular.




Sonuçta Dinç Bilgin'in tüm malvarlığı elinden alındı, hapse bile girdi.


Bu "arkadaşlar" bazan zengin, bazan "güçlü", bazan "şöhretli" olmak için, Dinç Bilginleri, asıl mesleği olan "gazetecilik"ten uzaklaştırırlar. Dinç Bilginlerin haberi bile olmadığı siyasi angajmanlara girerler, gazetelerini bir siyasi kampın tetikçisi kimliğine büründürürler, patronlarını siyasi iktidarların iki dudağının arasına teslim ederler.


Özetle arkadaşları Dinç Bilgin'e benzeyecek yerde, Dinç Bilgin arkadaşlarına benzedi ve sonuç ortada.

Yeni Şafak'taki söyleşide benim adım da şu şekilde geçiyor:


DB-O andıç meselesinde masumum. Barlas'la Çandar'ın hikayesinde yurtdışındaydım. Zafer de yanımdaydı. Telefon geldi, "Birand'la ilgili böyle böyle bir şey çıkacak" dediler. Sağa sola telefon açtık. Zafer, Ertuğrul'u (Özkök) aradı. Ertuğrul, "Ben manşete çekeceğim" dedi. "Yapma, etme" razı edemedik. Biz de Cengiz'i izne çıkardık. Barlas'a gelince. Barlas'ın siyasetle ilgisi yoktu. Barlas'ı gazeteden ayırmam parasal sebepleydi. Bu bahsettiğim tarihlerde Sabah yoldan çıkmıştı. Yani, eski özgür Sabah değildi artık. Bir de Ankara'daki bazı gazete temsilcileri, Genelkurmay'a gidip, yayın yönetmenlerine, "Seninle ilgili endişeler, dosyalar var" diye mesaj getiriyordu.


Bu anormal haberlerin büyük bölümü bu baskı ve endişelerle yapıldı.

S-Gazeteniz artık sizin kontrolünüzde değildi yani.

DB-Evet. Çünkü bir tarafta banka, hassas dengeler.

S-Yaptıklarınızdan pişmanlık duydunuz mu?

DB-Tabi yani gazetecilik dışına çıkmaktan büyük pişmanlık duyuyorum.




Buradaki "parasal sebepler"in, dönemin atanmış iktidarının "Barlas'ı susuturmazsan kredi alamazsın" uyarısı ve Etibank'a ilişkin meseleler olduğu biliniyor artık.




Sonuçta bir günde benim Sabah'taki, Canan barlas'ın Yeni Yüzyıl'daki yazılarımız kesildi.


Sonra ne oldu? Yeni Yüzyıl yok artık. Sabah  da ellerin şimdi.


Sabah'ta susturulunca, bana Yeni Şafak sütun vermişti.


Kadere bakın. Şimdi de Dinç Bilgin Yeni Şafak'a "gazetecilik dışına çıkmaktan büyük pişmanlık


duyuyorum"


demek durumunda.


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

'Medeniyetler ittifakı dünyanın ihtiyaç duyduğu bir proje

14/1/2008 · Kategori: clicklook

'Medeniyetler ittifakı dünyanın ihtiyaç duyduğu bir proje'
Bugün, 20:51

İspanya'nın başkenti Madrid'de yarın başlayacak medeniyetler ittifakı forumunu izlemeye gelen Sabancı holding yönetim kurulu başkanı Güler Sabancı, "Medeniyetler ittifakı, dünyanın bugün çok ihtiyaç duyduğu bir proje..." dedi.

AA - Sabancı, İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero'nun davetlisi olarak Madrid'e geldiğini belirterek, "Bugün yaşadığımız yüzyılda, dünyanın geldiği bu noktada medeniyetler ittifakına çok ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bundan dolayı da umutluyum" diye konuştu.

Medeniyetler ittifakını(Mİ) büyük ilgiyle takip edeceğini vurgulayan Sabancı, "Bu sadece iyi niyet projesi değil. Daha kapsamlı, altı doldurulmuş bir proje. Herkesin işbirliğinde bulunmasını gerektiren adımlar atılırsa, bunun yararı herkese olur. Her kültür ve inançtan kimselerle birlikte çalışmanın bu ittifaka sağlayacağı kazanımlar vardır" dedi.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

'ABD'ye bir şey vermemiz söz konusu olamaz'

14/1/2008 · Kategori: clicklook

'ABD'ye bir şey vermemiz söz konusu olamaz'
Bugün, 17:24

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ABD'nin Türkiye'nin terör örgütü PKK'ya karşı yaptığı sınır ötesi harekata destek vermesi karşılığında Türkiye'nin herhangi bir şey vermesinin söz konusu olmadığını belirterek, ''Çünkü terörle mücadele etmek ABD'nin sorumluluğunda'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Gül, geçen hafta ABD ziyareti sırasında İngilizce ve Arapça yayınlanan El Hayat gazetesinin New York temsilcisi ve köşe yazarı Raghida Dergham'a özel demeç verdi. Gül, bugün yayınlanan mülakatta, Dergham'ın Türkiye'nin terör örgütü PKK'ya karşı yaptığı sınır ötesi askeri harekat kapsamında ABD ile işbirliği, Orta Doğu sorunları kapsamında Türkiye'nin rolü ve İran konularında sorularını yanıtladı.
-TERÖR ÖRGÜTÜ PKK İLE MÜCADELE- Gül, ABD Başkanı George W. Bush ile görüşmesi çerçevesinde Türkiye'nin terör örgütü PKK'ya karşı sınır ötesi harekat düzenlemesiyle ilgili bir soru üzerine, komşu ve dost ülke olan Irak'ın kendi topraklarının tümünü kontrol edemediğini ve o yüzden orada terör örgütü PKK'nın bulunduğunu söyledi. Terör örgütü PKK'nın ABD ve AB'nin terör örgütleri listesinde bulunduğunu hatırlatan Gül, PKK'nın Irak'ın kuzeyindeki bölgeden Türkiye'ye saldırdığını, hem güvenlik görevlilerini, hem de sivilleri öldürdüğünüvurguladı. Gül, şöyle konuştu: ''Mesele, böyle bir terör örgütüyle mücadele etme, sonuna kadar savaşma ve bunu yok etme meselesidir. Bunun için Irak hükümetine (bunu siz yapın) dedik, onlar güçleri olmadığı için bunu yapamadılar. O zaman Amerikalılara (siz işgal kuvveti olarak bütün hava sahasını ve bütün Irak'ı kontrol ediyorsunuz, teröristlerle sadece Basra'da, Bağdat'ta savaşmak yetmez, burada da savaşacaksınız) dedik. (Ama siz de yapamıyorsanız o zaman biz kendimiz yapacağız, o zaman bizimle işbirliği yapın) dedik. Amerikalılar buna evet dedi.'' Gül, ABD'nin Türkiye'nin sınır ötesi harekatına destek vermesi karşılığında Türkiye'den ne gibi bir beklentisinin olduğunun sorulması üzerine, ''Bunun karşılığında bizim bir şey vermemiz söz konusu değil, çünkü terörle mücadele etmek ABD'nin sorumluluğunda, zaten çok gecikmiş bir iş olduğu için çok mahcuplar da. Ama tabii ki büyük bir ülkenin dikkatini çekmek kolay olmuyor. Nihayet bunu anladılar, gördüler ve gayet açık, dürüst bir şekilde Başkan Bush, Başbakan Erdoğan'a da bana da (PKK ortak düşmanımızdır) dedi ve işbirliği devam ediyor. Dolayısıyla sorumluluklarını yerine getiriyorlar'' diye konuştu. Türkiye'nin hedefinin sadece terör örgütü olduğunu belirten Gül, hedefin ne Irak, ne Irak'ın kuzeyindeki Kürtler olduğunu söyledi ve Türkiye'nin bu kapsamda gizli bir gündeminin olmadığının altını çizdi. Irak'ınistikrarının ve huzurunun sağlanmasını Irak'tan sonra ilk Türkiye'nin istediğini belirten Gül, Irak'taki Kürtlerin Türkiye'deki insanların kardeşi, akrabası olduğunu ifade etti. Gül, terör örgütü PKK'nın Türkiye'ye kuzey Irak'tan geçip katliam yaptığını, en son Diyarbakır'da yaptığı saldırıda lise öğrencisi çocukları öldürdüğünü, Türkiye'nin bu yüzden sınır ötesi harekat yaptığını belirtti.Gül, ''Biz terör örgütünü yok edene kadar bu mücadele kararlılıkla sürecek'' dedi. Türkiye'nin askeri harekat düzenlerken oradaki sivillere zarar vermemek için son derece dikkatli hareket ettiğini vurgulayan Gül, ''Eğer biz bu konuya dikkat etmeseydik bunu çok önce ve çok daha farklı bitirirdik'' diye konuştu. Gül, ''Irak hükümetinin sınır ötesi harekattan memnun olmadığı'' yönündeki bir yorum üzerine ise ''Peki o zaman ben size şunu sorayım: Irak hükümeti kendi topraklarını kontrol edemeyip, kendi toprakları içerisinde kardeş bir ülkeye saldırı yapan terör örgütünü misafir mi ediyor orada, onlara güvenli sığınak vermekten mutlu mu?'' dedi. Cumhurbaşkanı Gül, terör örgütü PKK'ya karşı düzenlenen harekatla İsrail'in Hizbullah'a karşı Lübnan'a girmesinin karşılaştırılması üzerine ise ''Bu iki konu birbiriyle hiç ilgili değil, biz hiç kimsenin toprağınıişgal etmiyoruz ki'' diye konuştu. Gül, ABD'ye Türkiye'nin Irak'ı işgal etmeyeceği yönünde garanti verip vermediğinin sorulması üzerine de ''Bizim garanti vermeye ihtiyacımız yok, çünkü bizim böyle bir niyetimiz yok, tam tersine biz komşu bir ülkeyeyardım ediyoruz'' dedi. Gül, Irak'a en büyük ekonomik yardımı yapan ülkenin Türkiye olduğunu belirterek, Habur Kapısından günde 4 bin TIR'ın Irak'a gittiğini ifade etti. ''Bizim kuzey Irak'la hiçbir problemimiz yok'' diyen Gül, Türkiye'ninbölgede intihar saldırısı düzenlendiğinde yaralıları uçakla alıp tedavi ettiğini de anımsattı. -ORTA DOĞU'DAKİ SORUNLAR- Cumhurbaşkanı Gül, Orta Doğu'daki sorunların çözümünde sadece ABD'ye sorumluluk yüklenilmemesi gerektiğini, bölge ülkelerinin de bu anlamda sorumlulukları olduğunu, Türkiye'nin de bu çerçevede elinden gelen her şeyi yaptığını anlattı. Türkiye'nin Suriye ile ilişkilerini ABD Başkanı Bush'un nasıl karşıladığının sorulması üzerine Gül, Suriye'nin dışlanmasının doğru olmadığını belirterek, Suriye'nin Annapolis toplantısına katılmasınınönemli olduğunu söyledi. Gül, Türkiye'nin bölgedeki sorunların çözümünde Suriye'nin yapıcı rol almasını kendisine tavsiye ettiğini ifade ederek, Türkiye'nin bu konuda yardımcı rol oynadığını, bunun da takdir edilmesi gerektiğini kaydetti. Filistin devletinin 2009'da kurulmasının mümkün olup olmayacağının sorulması üzerine ise Gül, Orta Doğu barış sürecini ABD Başkanı Bush ile görüşmesinde ele aldıklarını, kendisinden bu konuda çok daha fazla inisiyatif alıp, çözüm için zorlaması gerektiğini söylediğini anlattı. Gül, bu kapsamda (İsrail tarafının) yeni yerleşim yerleri kurmaması gerektiğini, Filistinlilerin birliğinin sağlanmasının çok önemli olduğunuBush'a aktardığını ve kendisine cesaretli olması gerektiğini söylediğini ifade etti. Gül, şöyle konuştu: ''Aslında 2008 yılında önemli şeyler olabilir çok çalışılırsa. Sadece Amerikalılara da bırakmamak gerekir, herkesin bölgede bunun için yoğun gayret göstermesi gerektiğine inanıyorum, biz bunu yapıyoruz.'' Gül, Lübnan ile ilgili bir soru üzerine ise Türkiye'nin bu ülkedeki taraflarla görüştüğünü, bu ülkede devlet başkanlığı seçimlerinin düzgün bir şekilde yapılmasını, ülkede siyasi istikrarın sağlanmasını istediğini belirtti. Türkiye'nin Lübnan'a yardım ettiğini kaydeden Gül, BM barış gücü UNIFIL'de askerlerinin olduğunu, Lübnan'da 50'nin üzerinde okul yaptırıldığını, Türk sivil toplum örgütlerinin Lübnan'da halka yardımcı olduğunu söyledi. -İRAN- Cumhurbaşkanı Gül, İran'la ilgili sorular üzerine, son dönemde ABD ile İran arasındaki sorunların diplomatik yollarla çözümünün daha doğru olduğu yönünde bir anlayışın geliştiğini gördüğünü bildirdi. Türkiye'nin komşusu olan İran ile farklı siyasi yapısı olmasına rağmen iki ülkenin birbirinin içişlerine karışmadan komşuluk ilişkilerini sağlam tutmak istediğini belirten Gül, İran'ın nükleer programı kapsamında ise Türkiye'nin bölgede kitle imha silahlarının olmamasını istediğini, bu konuda diğer bölge ülkeleri gibi hassasiyeti olduğunu ifade etti.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

'Üyelik hedefimizi sulandırma gayretindeler'

14/1/2008 · Kategori: clicklook

'Üyelik hedefimizi sulandırma gayretindeler'
Bugün, 20:38

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin uzun soluklu ve stratejik bir proje olduğunu belirterek, "Böylesine önemli bir projenin günlük siyasi kaygılara kurban edilmemesi gerekir. Ne yazık ki bazı üye ülkeler üyelik hedefimizi sulandırma gayretleri içerisine giriyorlar" dedi. Türk-İspanyol İş Konseyi toplantısının kapanışında konuşan Erdoğan, İspanya'nın, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine sağladığı desteği özellikle vurgulamak istediğini ifade ederek, 5 yıllık başbakanlığı döneminde İspanya Başbakanı Zapatero'nun verdiği desteğin kendilerine güç kattığını söyledi. Erdoğan, AB'ye tam üyelik konusunda ilk günkü kararlılıkla çalışmalara devam ettiklerini vurguladı.

AA - Erdoğan, yarın Madrid'te "Medeniyetler İttifakı 1. Forumu"na katılacaklarını hatırlatarak, "Farklı kültür ve inançlara sahip toplumların dostluk ilişkisi içerisinde bağlarını güçlendirmesine en güzel örneklerden birinin bu toplantı olduğuna inanıyoruz. Ülkeler arasında ticaret ve yatırım ilişkilerinin gelişmesi, bu ülkelerin ekonomilerine katkıda bulunmanın yanı sıra ülke halklarının birbirlerini daha yakından tanımalarına da fırsat vermektedir" diye konuştu.

"Kültür ve din eksenli tartışmaların yoğunluk kazandığı bir dönemde Türkiye'nin uzlaşmayı teşvik eden rolü ve kimliğinin önemli bir değer teşkil edeceği konusunda benimle hem fikir olduğunuzu düşünüyorum" diyen Erdoğan, "Türkiye ve AB küreselleşme çağında bu tarihi misyonu gerçekleştirme şansına sahip bulunuyor. Şunu unutmayalım ki şu anda Türkiye'nin AB üyeliği noktasında, Türkiye ne zaman AB'ye üye olacak? sorusunun cevabını bekleyen, arayan, takip eden 1.5 milyarlık bir İslam Dünyası var. Esasen Türkiye'nin AB'ye katılımı Avrupa Birliği'nin kimliğini güçlendirecek ve küresel oyuncu olma amacına hizmet edecektir" diye konuştu.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

http://blomedya.deriz.biz

HTTP://ENFLASYONCANAVAR.BLOGGUM.COM

1 CENT 1 KURUŞ

sosyalgüvenliği tam TÜRKİYE

1 DOLAR 1 TÜRK LİRASI NOKTA KADAR MENFAAT İÇİN VİRGÜL GİBİ EĞİLME Nano-Quote: "Any intelligent fool can make things bigger, more complex and more violent. It takes a touch of genius-and a lot of courage-to move in the opposite direction." -Albert Einstein Nano-TERCÜMESİ: . "herhangi bir zeki enayi, daha şiddetli ve daha fazla complex, daha büyük şeyleri yapabilir". Yöne tamamlayan bir rol'de de çok cesaretle hareketi ve geniusun bir dokunmasını tutar. . Albert Einstein. "konuş TÜRKİYE ve veya İsmet Özel'i okuma klavuzu" Aşk üçgeni olmayan bir film görmedim ben. Bu üçgende x, y'ye; y, x'e; z'de x'e aşık olur genelde. Bazen, senaristler işi o kadar karıştırır ki, bazı aşklar dörtgene kadar varabilir. Hayır grup seksten bahsetmiyorum. Hatırla Sevgili'de var böyle bir aşk dörtgeni mesela. Ahmet, Mişen'e; Yasemin, Ahmet'e; Necdet, Yasemin'e; Leyla da, Ahmet'e aşık bu dizide. Sonra Ahmet Mişen'den cayıp Yasemin'e aşık oluyor. Tabii bu tür durumlarda, aşk kare olmaktan çıkıp aşk yamuğuna dönüyor iş. Senaristlerin işi çok fazla karıştırdığından şikayet etmiştim. Aslında ne kadar karışık olabilir ki, geometri; "Karenin çevresi kenarların toplamıdır" şeklinde ne de olsa formülü var, formülleri var. Ama gel gör ki, aşkın formülü yok. İki kişinin ilişkisi bile yeni bir kişilik oluştururken, yani her ilişkinin kendisine göre karekteristiği varken; ki, ben bu yüzden hiç bir, ideal ilişki vaat eden kitapları okumazken, nasıl böyle aşksal üçgenlere, dörtgenlere kadar senaryo yazıyorlar? Nerden alıyorlar bu cesareti? Arkalarında kim var? Kim varsa ben de, yaslanmak istiyorum da ben... Şaka bir yana, konumuza dönelim: "Doğrusal Aşk". Nedir doğrusal aşk? İki nokta arasındaki düz bir çizgi, doğrusal bir çizgidir. O zaman da, doğrusal aşk, iki kişi arasındaki aşktır. Ve doğru bir çizginin sonsuza kadar uzaması gibi, doğrusal bir aşk da sonsuza kadar uzanabilir. Ne kadar romantiğim? Romantikliği es geçersek, ya kardeşim! ben, x'in y'ye; z'nin, f'ye; k'nin, n'ye aşık olduğu ve her şeyin nizami bir şekilde devam ettiği, çiftlerin eşli okey oynadığı, aşk üçgenleri olmadan bir filmi ölmeden izleyemeyecek miyim? Göremezsem ben ne yapacağımı biliyorum. Elimi hiç kaldırmadan çizdiğim bu şekile, ve belirttiğim harflere birer isim verip öyle bir aşk geometrisi oluştururum ki, bir daha kimse aşk senaryosu falan yazamaz. Senaristler size sesleniyorum. KELEBEK ETKİSİ Kelebek Etkisi, bir sistemin başlangıç verilerindeki ufak değişikliklerinin, büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen isimdir. Bu kuramı ilk olarak 1963 yılında meteorolog Edward N. Lorenz adlı bir bilim insanı, bilgisayarında hava durumlarıyla ilgili hesaplar yaparken bulmuştur. Edward N. Lorenz, ilk hesaplamasında 0,506127 sayısını başlangıç verisi olarak kullanmış; ikinci hesaplamada ise, ondalıksayı temsillerindeki (binler basamağı sonrasındaki değerleri) çıkararak 0,506 sayısını kullanmıştır. İki sayı arasında sadece-ve-sadece yaklaşık 1/1000 (binde bir), yâni bir kelebeğin kanat çırpmasının yarattığı rüzgârla eşdeğerde fark olmasına rağmen, süreç içindeki ikinci hesabın, birinci hesaba karşın çok daha farklı neticeler verdiğini bulgulamıştır. Elbette ki, Lorenz'in sanal dünyasında geçerli olan kurallar Newton'un kanunlarından yola çıkarak kurulmuş deterministik kurallardır. Lorenz, ilk başta bu deterministik sistemi anlamayı başarırsa, atmosfer olaylarını da belli bir yaklaşıklıkla anlayabileceğini ve de tahmin edebileceğini düşünüyordu. Yaklaşık aynı tarihlerde Von Neumann adlı diğer bir bilim insanı da Yüksek Araştırmalar Enstitüsü'nde benzer bir düşünceyle atmosfer olaylarını anlamaya çalışıyordu. Von Neumann da, atmosferin deterministik bir modelini kurarak hava durumuna istediği gibi müdahâle etmek amacını gütmekteydi. Von Neumann'a göre hava hareketleri deterministik bir sistemdi ve yeterince güçlü bir bilgisayar ve yeterli sayıda gözlemle pekâlâ bu sorunun üstesinden gelinebilirdi. Ancak o tarihlerde bilgisayarların gücü ve kapasitesi yetersiz olduğu için Von Neumann, öncelikle daha güçlü bilgisayarlar geliştirmeye ağırlık vererek bir başka açıdan bu kurama katkıda bulunuyordu. Lorenz ise, kendi sistemini biraz daha incelediğinde sadece 3 denklemin hava olaylarını taklit etmeye yeteceğini görmüştü. Basitleştirilmiş denklemlerini daha iyi yorumlayabilmek için bir başka yöntem geliştirdi. Sonunda, normalde sayılardan oluşan çıktıyı (çizelgeyi) bir yazıcı ile görünür hâle getirmeyi başardı. Böylelikle atadığı herhangi bir parametrenin zamanla nasıl değiştiğini bir bakışta görebiliyordu. Lorenz 1961 yılında, bu ardışık dizilerden birini ayrıntılarıyla incelemeye karar verdi. Bunu görebilmek için ise tüm sistemi baştan başlatmak yerine ortalardan bir yerden başlattı. Makineye başlangıç değerlerini yükledi bir saat kadar sistemi çalışması için serbest bıraktı. Bir saat sonra çıktılara baktığında ise hiç beklemediği bir durumla karşılaşmıştı..! Sistem bir öncekinden çok daha farklı bir çıkış üretmişti! Bu duruma oldukça şaşıran Lorenz, ilk başta bilgisayarındaki vakum tüplerinden birinin yandığını düşünmüş, ancak teknik bir aksama olmadığını görünce, kısa bir süre sonra şok edici gerçeği fark etmişti. "Kelebek Etkisi" ya da Başlangıç koşullarına hassas bağımlılık. Lorenz, altı haneli kesirli bir sayı olan başlangıç değerini (0,506127) değil de, sadece üç basamak olarak (0,506) girmiş ve doğal olarak, binde birlik bir farkın sistemi o kadar da etkileyemeyeceğini düşünmüştü. Aslında bu varsayım akla uygundu, çünkü geleneksel (Deterministik) fizikte, girişteki ufak değişimlerin çıkışta da ufak değişimlere yol açacağı düşünülmekteydi. Kural olarak, neredeyse doğru bir girişe karşın, yine neredeyse doğru bir çıkış elde edilmeliydi. Oysa Lorenz'in sistemindeki simülasyona göre hava akımlarındaki bu önemsiz değişiklikler çok büyük doğal felâketlere dönüşebilmekteydi. Lorenz, Kelebek Etkisi adını verdiği bu durumu, sonunda doğru analiz ederek meteorolojik olayların tahmin edilemeyecek kadar karmaşık olduğunu betimleyen bir makale yazdı. Doğal olarak, Von Neumann bu görüşe karşı çıktı. Ancak, onun çalışmalarıyla hayat bulan bilgisayarlar ve yazılım teknolojisi ilerledikçe, tüm veriler ve bulgular, bir kez daha Lorenz'in haklılığını hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyordu. Bu süre içinde, Kelebek Etkisi'ne teknik bir isim de verilmişti: Başlangıç koşullarına hassas bağımlılık. Lorenz'in 1963'de yayınlanan orijinal araştırmasında; ilk başlarda, bir martının kanadını çırpmasının hava durumunu sonsuza dek değiştireceğinden bahsedilmekteydi. Daha sonra verdiği konferanslarda ise Lorenz, martıyı daha romantik olan kelebek imgesiyle değiştirdi. Çünkü, aşağıdaki resim, Lorenz Differensiyal Denklemleri'nin AB-3 metodu kullanarak simule edildikten sonra, x ve z eksenlerinin birbirine karşı çizilmesi sonucunda elde edilmiştir. Doğal olarak bu sonuç çizelgesi, birçok kişi tarafından bir kelebeğe benzetilmekteydi. Bu nedenle bu kuramın adı, yaygın kullanımıyla "Kelebek Etkisi" adıyla bilim çevrelerinde de kabul gördü. ADMİNİSTÖR, MODERATÖR, EDİTÖR STATÜKOSU !!! MEDYANIN İNTERNETTE YAPILANMA PROJESİ 100 ADMİN HUSÛSİ-YETİ ! 1-)Admin ezeli ve ebedidir.! 2-)Admin her zaman her kosulda haklidir.! 3-)Admin söyledigi sözün arkasindadir 4-)Admin kâti ve disiplinlidir. 5-)Admin digerlerinden farklidir öyle olmak zorundadir. 6-)Admin OnuR u ilkeleri ve karizmasi için yasar 7-)Herkes admine karsida olsa o bildigini yapar.! 8-)Admin yalan sölemez sölemisse mutlaka bir bildigi vardir veya yanlis anlasilmistir.! 9-)Admin haksizlik yapmaz yapsada herkese yapmistir. 10-)Admin çok iyi çok tatli bir insan degildir. 11-)Admin polistir hirsizlar oldukça ortaya çikar. 12-)Adminin amaci hapse atmak degil; disarda olanlari korumaktir. 13-)Admin sivilken en sevdigi arkadasi olan birine,gerçekten haketmiyorsa görevdeyken ona yetki vermez. 14-)Admin haksiz oldugunu anlasada bunu kabul etmez 15-)Kabul etse bile bunu dogrudan söylemez. 16-)Admin rezil olmaz.Bir sekilde olayi çevirir. 17-)Adminin dedigi dediktir asla kararindan asla dönmez. 18)Adminin cevaplayamacagi soru olmaz. 19)Bilmedigi bir soru varsa bos birakmaz.Bir sekilde yanitlar. 20-)Admin her durumda lafi çok iyi çeviren lehine döndüren kisidir. 21-)Admin çok konusmaz. 22-)Admin lüzümsüz muhabbetler içine girmez 23-)Admin karizma sahibidir bunu korumalidir. 24-)Admin kisa ve net konusur 25-)Admin kurallar dahilindede olsa kendine laf söyletmez 26-)Admin kurallari kendine göre degistirir. 27-)Adminin bulundugu yerde kanun o dur. 28-)Admin baska bir yere normal kullanici olarak gitmez. 29-)Admin ona ihtiyaç duyuldugu için vardir. 30-)Admin bir samuray gibi onuru için ve bir asker gibi baskalari için yasar. 31-)Admin için zaman ve yer kavrami yoktur. 32-)Admin kendi karizmasina yakismaycak basliklar açmaz 33-)Admin sirnasmaz gayri ciddi eylemler yapmaz. 34-)Admin kim olursa olsun herkesi kullanici olarak görür 35-)Admin baskalari bir sey istedi diye bir sey yapmaz kendisi istedigi için yapar. 36-)Admin asla görevini birakmaz.Mücadelesini sürdürür. 37-)Admin resmi ve diplomatik bir dil kullanir... 38-)Admin asik olmayan asik olunan adamdir. 39-)Admin gizlidir saklidir içini kimse bilmez. 40-)Admin disariya kendini anlatmaz. 41-)Gücü otoriteyi simgeledigi için Adminin rengi siyahtir. 42-)Admin alay konusu olamaz.Gülünür ve dalgaya alinirsa admin yaptirim uygular. 43-)Admin dün kabul etmedigi bir seyi bugün etmisse o simdi uygun oldugu içindir. 44-)Admin gerekirse herkesin önünde kullaniciyi azarlar. 45-)Admin geldiginde herkes hazir ol vaziyetinde olmalidir 46-)Admin karsisinda laubali olunmaz bacak bacak üstüne atilmaz sakiz çignenmez. 47-)Adminin resmi,fotografi yoktur o gizlidir. 48-)Admine özel soru sorulmaz 49-)Admin magazinden nefret eden adamdir 50-)Admin güç sahibidir.bunu uygulamaktan çekinmez. 51-)Admin gerekirse pire için yorgan yakar herkesi bir kisi için karsisina alir. 52-)Admin tartismalarda her zaman üstündür.Ezilir veya sikisirsa yetkisini kullanir 53-)Admin gizli olarak siteye gelmez.Aleni olarak gelir; herkes onu görür. 54-)Admin varken onun adina kimse konusamaz. 55-)Admin kardesini arkadasini kayirmaz 56-)Admin hiç bilmesede bir bilene danismaz. 57-)Admin kullanicidan yardim istemez.Soru sormaz. 58-)Admin rica etmez emreder. 59-)Admini harbi insandir dogrudan dobra dobra konusur. 60-)Admin yetenekleri olanlarin oldugu bir görevdir yetenek yoksa asla olunmaz. 61-)Adminler özel insanlardir herkes admin olamaz 62-)Gerçek bir admin yetki tutkunu insandir. 63-)Yönetilmeyi sevmeyen yönetmek isteyenler admin olabilir 64-)Adminlik bir sanattir. 65-)Admin herkese yetki vermez.Verirse degeri azalir 66-)Bir modlugu bin kisi ister bir kisi alir.O bir kiside adminin zorlu testinden geçer onayini alir 67-)Admin sevgiliside olsa haketmiyosa ona yetki vermez. 68-)Admin isle arkadasligi birbirine karistirmayan insandir 69-)Admin profosyoneldir amatörce hareket etmez 70-)Admin gülmez aglamaz heyecenlanmaz sakin ve temkinlidir 71-)Admin ileri görüslüdür.Gelecegi düsünür 72-)Admin hazirliksiz yakalanmaz. 73-)Admin stratejiktir her zaman bir B plani vardir.istisnai durumlarda var gibi davranir. 74-)Adminin haberi olmadigi bir olay veya gelisme yoktur 75-)Admin herseyi herkesden önce bilendir. 76-)Admin sölenmeden sölenmek istenileni anlayan ve çoktan çözmüs olan insandir 77-)Admin pes etmez.Pes etmeme gibi çabasi oldugunuda belli etmez. 78-)Admin statukocudur. 79-)Admin Yenilik yapsa bile bunu kendi kisiligi için yapmaz.Sadece site için yapar. 80-)Adminin her zaman bir bildigi vardir. 81-)Admin unutmaz sadece hatirlamak istemez. 82-)Admin yanlis anlamaz.Karsi taraf yanlis anlatiyordur. 83-)Admin gürültü kavga sevmez. 84-)Admin herkesin fikrini dinler yine bildigini yapar. 85-)Admine iki sor sorulmus ve eger bir tanesinin yanitini bilmiyosa bildigi soruyu cevaplayip digerini unutturur. 86-)Admin sikismaz.Sikistirilirsa ordan kurtulmayi becerir. 87-)Admin polemige gimez.Girdi gibi görünmüsse olayi bitirmek içindir. 88)Admin hep son sözü söler. 89-)Son gülen hep admindir ama bunun nedeni adminin geç anlamasi degil otoritesidir. 90-)Admin bir gece sessiz sedasiz kimseye sormadan yetkileri alan insandir. 91)Admin duygusal konusmalar yapmaz. 92-) admin asla bu isaretleri kullanmaz 93-)Admin idealisttir. 94-)Admine göz yaslarina bogulmus bir kizin sözleri bile tesir etmez. 95-)Bir admin modunu herkesin içinde azarlamaz.BU MOD için degil kendisi içindir.Bu durum kendisine zarar verir. 96-)Bir admin baska bir adminle herkesin önünde tartismaz. 97-)Adminin kendisi gibi admin olanlarla girdigi özel bir yönetim odasi vardir. 98-)Admin ani ve radikal kararlar alan insandir. 99-)Admin gelene hosgeldin gidene güle güle der.Kimseye taviz vermez 100-)Admin olunmaz Admin dogulur..

Rainbow Logo - http://www.myrainbowtext.com