OTOBÜS FİLMİ FULL İZLE il il nufus



otobüs tr fılm 1974 FULL İZLE CLİCKLOOK DA

15/1/2008 · Kategori: clicklook



otobüs tr fılm 1974 FULL İZLE CLİCKLOOK DA
otobüs tr fılm 1974 FULL İZLE CLİCKLOOK DA
otobüs tr fılm 1974 FULL İZLE CLİCKLOOK DA
otobüs tr fılm 1974 FULL İZLE CLİCKLOOK DA
otobüs tr fılm 1974 FULL İZLE CLİCKLOOK DA
OTOBÜS FİLMİ 1976

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Tarih ezberlenmesi gereken baş belası bir lise dersi midir?

15/1/2008 · Kategori: clicklook


  14 Ocak 2008

Tarih ezberlenmesi gereken baş belası bir lise dersi midir?


Keşke mümkün olsaydı ve Anadolu toprakları üzerinde hem antik Yunan’dan, Roma’dan, Bizans’tan, Selçuklu’dan ve Osmanlı’dan kalan bütün eserler yine bulunsaydı ve tarihimiz de 1923’ten (ya da 1919’dan) başlamış olsaydı.

Ama bu mümkün değil.

İstesek de istemesek de tarihimiz bütün öğeleriyle, en güncel olaylarda bile karşımıza çıkıveriyor.

Hangi karmaşık konuya el atsak, birileri “sende bu evlat acısı ben de bu kuyruk acısı varken arkadaş olmamız mümkün değil” diye, tarih sayfalarındaki kan davalarını bugüne taşıyor.

Ermeni soykırımı iddialarını tarihçilerin yargısına aktarmayı başaramadık.

Şimdi de gündemimize “Alevi İftarı”ında milletvekili Reha Çamuroğlu’nun yaptığı konuşma dolayısıyla “Çaldıran Savaşı  ne anlama gelir” tartışması girdi.

 

Çaldıran meselesi

Çamuroğlu Çaldıran meselesini şu cümlelerle gündeme taşımış:

-Pek çok tarih kitabımız yalan söyler. Çaldıran aslında bizim bizi kırdığımız bir savaş, muzafferinin de, mağlubunun da biz olduğumuz bir savaştır. Demem odur ki, koskoca tarihimizi basit bir, ’biz ve onlar’ oyununa dönüştürmek mümkün değildir, dönüştüremezsiniz. Tarihimizin pek hatırlamadığımız, gizliden gizliye utandığımız sayfalarına da ‘biz’

dememiz gerekmez mi?

“Tarih”i lise dersleri arasında ezberlenip atlatılması gereken bir bela olarak gören geniş kitle için, Çaldıran Savaşı, Yavuz Sultan Selim’in Safevi hükümdarı Şah İsmail’i yenip, sonra da Tebriz’i fethettiği bir zaferdir.

Ancak 1514 yılının olaylar dizisindeki “Çaldıran” 2007 yılında Türkiye’deki Sünni-Alevi yakınlaşmasında, tıpkı “düşkünlük” gibi anahtar kelimelerden biri olduğuna göre, lise ezberinden öteye bu konuyu hatırlamak gerekiyor.

 

Kaynak sıkıntısı yok

Bu konuda “kaynak” sıkıntısı pek yok. Uzunçarşılı ve İnalcık gibi tarihçilerin eserleri, Hammer’in dev yapıtı çoğumuzun kitaplıklarında. Bunların yanında sevgili Murat Bardakçı sayesinde başvuru kaynaklarım arasına yerleştirdiğim İsmail Hakkı Danişmend’in “İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi” (Türkiye Yayınevi) ve Nicolae Jorga’nın “Osmanlı İmparatorluğu Tarihi” de (Yeditepe Yayınevi) hep elimin altında.




Olaylar1514 yılının 20 Mart (23 Muharrem) Pazartesi günü, Yavuz Sultan Selim’in Edirne’den ordunun başında “İran Seferi”ne çıkması ile başlıyor. Bu seferin sebepleri arasında Şah İsmail’in Yavuz’un tahta çıkışını kutlamaması, Osmanlı’nın kardeş kavgalarında önce Şehzade Ahmed’i sonra da onun oğlu Şehzade Murad’ı tutması, Mısır Sultanı ile Osmanlı’ya karşı ittifak yapması ve en önemlisi de Sünni Osmanlı’ya karşı Şii (ve Alevi) bir kalkışmayı Anadolu’da örgütlemesi gösteriliyor.

 

Gizli defterler

Anadolu’da birlik için daha önce Türkmen kökenli  Uzun Hasan’la savaşıp onu yenen Fatih Sultan Mehmet’ten sonra, Yavuz Sultan Selim de (44 yaşında), “12 dilimli yüksek sarıkları ile Osmanlı askerlerine saldırıp -yaşasın efendimiz İsmail- diyerek ölenler- tarikatının simgesi Şah İsmail’i (27 yaşında) yenmek üzere yola çıkmıştı.

Çaldıran Seferi’ne çıkarken, Yavuz Osmanlı topraklarında yaşayan ve Şiiliğe destek veren 40 bin kişinin “gizli defterler”ini tanzim ettiriyor. Bu 40 bin kişi ya kılıçtan geçiriliyor ya da zindanlara atılıyor.




İşte “Devlet” ile “Alevilik” arasındaki yol ayırımının başlangıcıdır bu olay.

Aslında baktığınız zaman Yavuz Sultan Selim’in öldürttüğü veya öldürdüğü Sünnilerin listesinin de kabarık olduğunu görebilirsiniz.

Sadece İran Seferi öncesi ve sonrası günlerine  ilişkin bir listeyi Danişment’in kronolojisinden çıkarabiliriz.

 

Kaçan bile kurtulamamış

Veziriazam Koca Mustafa Paşa’nın idamı- Yavuz’un emri ile yeğenleri olan beş şehzadenin idamları- Saruhan Valisi Şehzade Korkut’un idamı- Karaman Beylerbeyi Hemdem Paşa’nın idamı- Veziriazam Hersekzade Ahmet Paşa’nın çadırının başına yıkılarak azli- Yavuz’un Dukagin oğlu Ahmet Paşa’yı kendi elleriyle hançerledikten sonra kafasını kestirmesi- İran Seferi’ndek ayaklanmadan sorumlu tutulan yeniçeri ağalarının idamı…




Neticede 23 Ağustos 1514’te Çaldıran’da Yavuz’un ordusu Şah İsmail’in ordusunu yenip dağıtıyor. Şah İsmail’in haremi ve karısı Bihruze Hatun da Yavuz’un eline geçiyor. Tebriz’in fethinden sonra da kapalı olan camiler ibadete açılıyor.




Tarih böyle olaylarla dolu. 1980’lerdeki Irak-İran Savaşı da, Saddam’ın, Humeyni İran’ının Iraklı

Şiiler üzerindeki etkisini yok etmek amaçlı başlatılmamış mıydı?

Hatırladınız mı lisede tarih dersinde okuduklarınızı şimdi?

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Alevileri anlamıyorum

15/1/2008 · Kategori: clicklook


14 Ocak 2008


 ahmethakan@hurriyet.com.tr



Alevileri anlamıyorum

SİZ değil misiniz, "Bu AKP Alevilere düşman" diyen...

Siz değil misiniz, "Bu AKP

 cemevlerine düşman"
diyen...

Siz değil misiniz, "Bu AKP Alevileri yok sayıyor" diyen...



İşte hiçbir zorunluluğu yokken "Bu AKP" Alevilere elini uzattı...



Bu telaş niye?

Neden korkuyorsunuz?

Neden uzatılan elin sıkılmamasını sağlamak için karşı organizasyonlar yapıyorsunuz?

 Neden uzatılan eli sıkanları engizisyona tabi tutuyorsunuz?


Anlamak istiyorum ama anlayamıyorum...



Görmüyor musunuz?

Başbakan Tayyip Erdoğan, yargıdan gelen "Cemevleri ibadethane olamaz" kararının üstüne atlamadı, "Yargı kararına rağmen bir şeyler yapmanın yolunu arayacağız" diye açıklama yaptı... Cemevi düşmanı olsa, "Yargı kararını vermiştir, olay bitmiştir" demez miydi? Bu fırsattan yararlanmaz mıydı?

Hem söyleyin bakalım:

AKP Alevilere göz kırparak hangi "karanlık amaç" peşinde koşuyor olabilir?

Sizi asimile etmeyi mi amaçlıyor?

Bir "Muharrem iftarı" ile asimile olacak kadar zayıf mısınız? Kendinize güvensiz misiniz?

İftara gidip uzatılan eli sıkarsınız ama en küçük bir asimilasyon çabasını fark ettiğiniz anda da geri durursunuz... Bunu yapmak bu kadar mı zor?

Sizin oylarınızı mı kapmak istiyor bu AKP?

AKP’nin oyları bir erime içinde mi ki sizin oylarınızı kapmak için çaba göstersin?

Yüzde 47’nin arttığına dair araştırmaların yayınlandığı şu günlerde böyle bir tez ne kadar ikna edici?

İşte sizi var kabul ettiğini ve edeceğini iddia eden bir başbakan...

Gidin, uzatılan eli sıkın! Taleplerinizi sıralayın! Nelerin değişmesini istiyorsanız, onu söyleyin...

"Yalan söylüyor" mu diyorsunuz? "Bizi kandırıyor" mu diyorsunuz?

İyi ama diyalog kurmazsanız, bir "yalan" ya da bir "aldatmaca" ile karşı karşıya kalıp kalmadığınızı nasıl anlayacaksınız ki?

Bu adamlara güvenmiyor musunuz? Bu adamların samimi olmadıklarına mı inanıyorsunuz?

O zaman bunu kanıtlamak için gidin!

Gitmezseniz, ne yalancının yalanını, ne düzenbazın düzenini, ne samimiyetsizin samimiyetsizliğini açığa çıkarabilirsiniz...

"Hayır! Hem gitmeyiz, hem de uzatılan eli sıkmayız" mı diyorsunuz?

O zaman bütün bu itirazların arkasında

"Alevi sorunu çözülünce işlevsiz kalacak Alevi örgütleri"nin bulunduğunu düşünmekten

 kendimi nasıl alıkoyabileceğime dair bana ikna edici bir şeyler söyleyin lütfen...


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Bakın kendi ağzıyla Kızılok ve şarkıları:

15/1/2008 · Kategori: clicklook


Fikret Kızılok (1946-2001)

Bakın kendi ağzıyla Kızılok ve şarkıları:

"Şarkılarımı kendim yazdım; düşündüm, besteledim, çaldım ve söyledim.

 Bu bütünlüğe inandım.

13 altın plağım oldu.

Zaman zaman, yana yana, not defterim, yadigar gibi

 uzunçalar ve de kaset-disklerim.

 "Meşhur"luğun bir hastalık olduğunu bilerek ortalıkta fazla görünmedim, sadece işimi yaptım, şarkılarımı söyledim.

Aşk mektuplarımı başkasına yazdırmadım.

Soldan doğdum, soldan uyandım, solda oturdum, insan olmanın haysiyetini solda buldum, hep solcu oldum, hep solcu kalacağım.

Sebebi gayet basit; insanın soyutlarının ve somutlarının bir bütün olduğudur.

Güzelliklerin, kültürün ve sanatın satın alınamayacağıdır.

Bir "akl-ı evvel"in yaratıp her şeyin ortasına koyduğuna inanmam.

Mistik işlerle uğraşmam.

 Eni boyu, yukarı aşağıya butun kavramlarıma paradoksal bir ikilik koyarak sonsuza doğru buluşmak üzere diyalektiğe ve ölüme inanmışım.

Kendimi ince ince doğrayan ve uykumdan sıçrayıp uyandıran bir hayatım oldu.

 Hep onu bekledim. Gelse de onu bekledim. O kadın değildi, o para değildi, o olumsuzluk değildi.

 O'nu ben de merak ettim, onun için yaşadım, ona koştum ve onu buldum.

Ne mi o?

Yaşadıkca bulunan o'na tanjant hayatım: Şarkılarım..."





Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Taraf'tan iddialı promosyon: Her güne 1 DVD

14/1/2008 · Kategori: clicklook







Taraf'tan iddialı promosyon: Her güne 1 DVD
11.01.2008, 06:24

Gerek yaptığı haberler, gerek de çarpıcı yazı ve röportajlarıyla yazılı basına hızlı bir giriş yapan ve adından sıkça sözettiren Taraf gazetesi, birçok kez gündem oluşturmasına rağmen istediği tirajı yakalayamadı. Taraf, şimdi iddialı bir promosyonla okurlarının karşısında...

İki gündür sürmanşetten duyurulan promosyonda, hergün bir DVD filminin ücretsiz verileceği belirtildi. Yarın (12 Ocak) başlayacak olan promosyonda artık klasik haline gelen Federico Fellini'in başyapıtları verilecek.





Ahmet Altan'ın kurucusu ve Alev Er'in genel yayın yönetmeni olduğu Taraf, geçtiğimiz kasım ayında çıkmaya başladı. İki ay gibi kısa bir zamanda iddialı manşetlere yer veren Taraf, birçok kez gündem oluşturdu.
Ancak, bir türlü istenilen tiraj yakalanamadı. Bunda şüphesiz, Türkiye standartları ve halkın gazete alma anlayışı göz önünde bulundurulduğunda pahalı bir fiyata, 1 YTL'ye satılıyor olmasının payı büyük.
Taraf yetkililerine göre, 1 YTL'ye satmalarının nedeni de bağımsızlık gereği. İnanılması zor ama, gazete tek reklam-ilan bile alamıyor; nedeni "prensip gereği" filan değil, sadece şirketlerin reklam vermemesi!

"Neden?" sorusuna verilecek mantıklı bir cevabımız olmadığından aynı soruyu iş dünyasına yöneltiyoruz:

Göz göre göre -kelimenin tam anlamıyla- "çöpçatanlık" yapan ucuz bulvar gazetelerde bile koca koca markaların ilanları boy boy çıkarken itibarlı bir gazete ilan bulmakta sıkıntı çeker. Neden?




Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

http://blomedya.deriz.biz

HTTP://ENFLASYONCANAVAR.BLOGGUM.COM

1 CENT 1 KURUŞ

sosyalgüvenliği tam TÜRKİYE

1 DOLAR 1 TÜRK LİRASI NOKTA KADAR MENFAAT İÇİN VİRGÜL GİBİ EĞİLME Nano-Quote: "Any intelligent fool can make things bigger, more complex and more violent. It takes a touch of genius-and a lot of courage-to move in the opposite direction." -Albert Einstein Nano-TERCÜMESİ: . "herhangi bir zeki enayi, daha şiddetli ve daha fazla complex, daha büyük şeyleri yapabilir". Yöne tamamlayan bir rol'de de çok cesaretle hareketi ve geniusun bir dokunmasını tutar. . Albert Einstein. "konuş TÜRKİYE ve veya İsmet Özel'i okuma klavuzu" Aşk üçgeni olmayan bir film görmedim ben. Bu üçgende x, y'ye; y, x'e; z'de x'e aşık olur genelde. Bazen, senaristler işi o kadar karıştırır ki, bazı aşklar dörtgene kadar varabilir. Hayır grup seksten bahsetmiyorum. Hatırla Sevgili'de var böyle bir aşk dörtgeni mesela. Ahmet, Mişen'e; Yasemin, Ahmet'e; Necdet, Yasemin'e; Leyla da, Ahmet'e aşık bu dizide. Sonra Ahmet Mişen'den cayıp Yasemin'e aşık oluyor. Tabii bu tür durumlarda, aşk kare olmaktan çıkıp aşk yamuğuna dönüyor iş. Senaristlerin işi çok fazla karıştırdığından şikayet etmiştim. Aslında ne kadar karışık olabilir ki, geometri; "Karenin çevresi kenarların toplamıdır" şeklinde ne de olsa formülü var, formülleri var. Ama gel gör ki, aşkın formülü yok. İki kişinin ilişkisi bile yeni bir kişilik oluştururken, yani her ilişkinin kendisine göre karekteristiği varken; ki, ben bu yüzden hiç bir, ideal ilişki vaat eden kitapları okumazken, nasıl böyle aşksal üçgenlere, dörtgenlere kadar senaryo yazıyorlar? Nerden alıyorlar bu cesareti? Arkalarında kim var? Kim varsa ben de, yaslanmak istiyorum da ben... Şaka bir yana, konumuza dönelim: "Doğrusal Aşk". Nedir doğrusal aşk? İki nokta arasındaki düz bir çizgi, doğrusal bir çizgidir. O zaman da, doğrusal aşk, iki kişi arasındaki aşktır. Ve doğru bir çizginin sonsuza kadar uzaması gibi, doğrusal bir aşk da sonsuza kadar uzanabilir. Ne kadar romantiğim? Romantikliği es geçersek, ya kardeşim! ben, x'in y'ye; z'nin, f'ye; k'nin, n'ye aşık olduğu ve her şeyin nizami bir şekilde devam ettiği, çiftlerin eşli okey oynadığı, aşk üçgenleri olmadan bir filmi ölmeden izleyemeyecek miyim? Göremezsem ben ne yapacağımı biliyorum. Elimi hiç kaldırmadan çizdiğim bu şekile, ve belirttiğim harflere birer isim verip öyle bir aşk geometrisi oluştururum ki, bir daha kimse aşk senaryosu falan yazamaz. Senaristler size sesleniyorum. KELEBEK ETKİSİ Kelebek Etkisi, bir sistemin başlangıç verilerindeki ufak değişikliklerinin, büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen isimdir. Bu kuramı ilk olarak 1963 yılında meteorolog Edward N. Lorenz adlı bir bilim insanı, bilgisayarında hava durumlarıyla ilgili hesaplar yaparken bulmuştur. Edward N. Lorenz, ilk hesaplamasında 0,506127 sayısını başlangıç verisi olarak kullanmış; ikinci hesaplamada ise, ondalıksayı temsillerindeki (binler basamağı sonrasındaki değerleri) çıkararak 0,506 sayısını kullanmıştır. İki sayı arasında sadece-ve-sadece yaklaşık 1/1000 (binde bir), yâni bir kelebeğin kanat çırpmasının yarattığı rüzgârla eşdeğerde fark olmasına rağmen, süreç içindeki ikinci hesabın, birinci hesaba karşın çok daha farklı neticeler verdiğini bulgulamıştır. Elbette ki, Lorenz'in sanal dünyasında geçerli olan kurallar Newton'un kanunlarından yola çıkarak kurulmuş deterministik kurallardır. Lorenz, ilk başta bu deterministik sistemi anlamayı başarırsa, atmosfer olaylarını da belli bir yaklaşıklıkla anlayabileceğini ve de tahmin edebileceğini düşünüyordu. Yaklaşık aynı tarihlerde Von Neumann adlı diğer bir bilim insanı da Yüksek Araştırmalar Enstitüsü'nde benzer bir düşünceyle atmosfer olaylarını anlamaya çalışıyordu. Von Neumann da, atmosferin deterministik bir modelini kurarak hava durumuna istediği gibi müdahâle etmek amacını gütmekteydi. Von Neumann'a göre hava hareketleri deterministik bir sistemdi ve yeterince güçlü bir bilgisayar ve yeterli sayıda gözlemle pekâlâ bu sorunun üstesinden gelinebilirdi. Ancak o tarihlerde bilgisayarların gücü ve kapasitesi yetersiz olduğu için Von Neumann, öncelikle daha güçlü bilgisayarlar geliştirmeye ağırlık vererek bir başka açıdan bu kurama katkıda bulunuyordu. Lorenz ise, kendi sistemini biraz daha incelediğinde sadece 3 denklemin hava olaylarını taklit etmeye yeteceğini görmüştü. Basitleştirilmiş denklemlerini daha iyi yorumlayabilmek için bir başka yöntem geliştirdi. Sonunda, normalde sayılardan oluşan çıktıyı (çizelgeyi) bir yazıcı ile görünür hâle getirmeyi başardı. Böylelikle atadığı herhangi bir parametrenin zamanla nasıl değiştiğini bir bakışta görebiliyordu. Lorenz 1961 yılında, bu ardışık dizilerden birini ayrıntılarıyla incelemeye karar verdi. Bunu görebilmek için ise tüm sistemi baştan başlatmak yerine ortalardan bir yerden başlattı. Makineye başlangıç değerlerini yükledi bir saat kadar sistemi çalışması için serbest bıraktı. Bir saat sonra çıktılara baktığında ise hiç beklemediği bir durumla karşılaşmıştı..! Sistem bir öncekinden çok daha farklı bir çıkış üretmişti! Bu duruma oldukça şaşıran Lorenz, ilk başta bilgisayarındaki vakum tüplerinden birinin yandığını düşünmüş, ancak teknik bir aksama olmadığını görünce, kısa bir süre sonra şok edici gerçeği fark etmişti. "Kelebek Etkisi" ya da Başlangıç koşullarına hassas bağımlılık. Lorenz, altı haneli kesirli bir sayı olan başlangıç değerini (0,506127) değil de, sadece üç basamak olarak (0,506) girmiş ve doğal olarak, binde birlik bir farkın sistemi o kadar da etkileyemeyeceğini düşünmüştü. Aslında bu varsayım akla uygundu, çünkü geleneksel (Deterministik) fizikte, girişteki ufak değişimlerin çıkışta da ufak değişimlere yol açacağı düşünülmekteydi. Kural olarak, neredeyse doğru bir girişe karşın, yine neredeyse doğru bir çıkış elde edilmeliydi. Oysa Lorenz'in sistemindeki simülasyona göre hava akımlarındaki bu önemsiz değişiklikler çok büyük doğal felâketlere dönüşebilmekteydi. Lorenz, Kelebek Etkisi adını verdiği bu durumu, sonunda doğru analiz ederek meteorolojik olayların tahmin edilemeyecek kadar karmaşık olduğunu betimleyen bir makale yazdı. Doğal olarak, Von Neumann bu görüşe karşı çıktı. Ancak, onun çalışmalarıyla hayat bulan bilgisayarlar ve yazılım teknolojisi ilerledikçe, tüm veriler ve bulgular, bir kez daha Lorenz'in haklılığını hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyuyordu. Bu süre içinde, Kelebek Etkisi'ne teknik bir isim de verilmişti: Başlangıç koşullarına hassas bağımlılık. Lorenz'in 1963'de yayınlanan orijinal araştırmasında; ilk başlarda, bir martının kanadını çırpmasının hava durumunu sonsuza dek değiştireceğinden bahsedilmekteydi. Daha sonra verdiği konferanslarda ise Lorenz, martıyı daha romantik olan kelebek imgesiyle değiştirdi. Çünkü, aşağıdaki resim, Lorenz Differensiyal Denklemleri'nin AB-3 metodu kullanarak simule edildikten sonra, x ve z eksenlerinin birbirine karşı çizilmesi sonucunda elde edilmiştir. Doğal olarak bu sonuç çizelgesi, birçok kişi tarafından bir kelebeğe benzetilmekteydi. Bu nedenle bu kuramın adı, yaygın kullanımıyla "Kelebek Etkisi" adıyla bilim çevrelerinde de kabul gördü. ADMİNİSTÖR, MODERATÖR, EDİTÖR STATÜKOSU !!! MEDYANIN İNTERNETTE YAPILANMA PROJESİ 100 ADMİN HUSÛSİ-YETİ ! 1-)Admin ezeli ve ebedidir.! 2-)Admin her zaman her kosulda haklidir.! 3-)Admin söyledigi sözün arkasindadir 4-)Admin kâti ve disiplinlidir. 5-)Admin digerlerinden farklidir öyle olmak zorundadir. 6-)Admin OnuR u ilkeleri ve karizmasi için yasar 7-)Herkes admine karsida olsa o bildigini yapar.! 8-)Admin yalan sölemez sölemisse mutlaka bir bildigi vardir veya yanlis anlasilmistir.! 9-)Admin haksizlik yapmaz yapsada herkese yapmistir. 10-)Admin çok iyi çok tatli bir insan degildir. 11-)Admin polistir hirsizlar oldukça ortaya çikar. 12-)Adminin amaci hapse atmak degil; disarda olanlari korumaktir. 13-)Admin sivilken en sevdigi arkadasi olan birine,gerçekten haketmiyorsa görevdeyken ona yetki vermez. 14-)Admin haksiz oldugunu anlasada bunu kabul etmez 15-)Kabul etse bile bunu dogrudan söylemez. 16-)Admin rezil olmaz.Bir sekilde olayi çevirir. 17-)Adminin dedigi dediktir asla kararindan asla dönmez. 18)Adminin cevaplayamacagi soru olmaz. 19)Bilmedigi bir soru varsa bos birakmaz.Bir sekilde yanitlar. 20-)Admin her durumda lafi çok iyi çeviren lehine döndüren kisidir. 21-)Admin çok konusmaz. 22-)Admin lüzümsüz muhabbetler içine girmez 23-)Admin karizma sahibidir bunu korumalidir. 24-)Admin kisa ve net konusur 25-)Admin kurallar dahilindede olsa kendine laf söyletmez 26-)Admin kurallari kendine göre degistirir. 27-)Adminin bulundugu yerde kanun o dur. 28-)Admin baska bir yere normal kullanici olarak gitmez. 29-)Admin ona ihtiyaç duyuldugu için vardir. 30-)Admin bir samuray gibi onuru için ve bir asker gibi baskalari için yasar. 31-)Admin için zaman ve yer kavrami yoktur. 32-)Admin kendi karizmasina yakismaycak basliklar açmaz 33-)Admin sirnasmaz gayri ciddi eylemler yapmaz. 34-)Admin kim olursa olsun herkesi kullanici olarak görür 35-)Admin baskalari bir sey istedi diye bir sey yapmaz kendisi istedigi için yapar. 36-)Admin asla görevini birakmaz.Mücadelesini sürdürür. 37-)Admin resmi ve diplomatik bir dil kullanir... 38-)Admin asik olmayan asik olunan adamdir. 39-)Admin gizlidir saklidir içini kimse bilmez. 40-)Admin disariya kendini anlatmaz. 41-)Gücü otoriteyi simgeledigi için Adminin rengi siyahtir. 42-)Admin alay konusu olamaz.Gülünür ve dalgaya alinirsa admin yaptirim uygular. 43-)Admin dün kabul etmedigi bir seyi bugün etmisse o simdi uygun oldugu içindir. 44-)Admin gerekirse herkesin önünde kullaniciyi azarlar. 45-)Admin geldiginde herkes hazir ol vaziyetinde olmalidir 46-)Admin karsisinda laubali olunmaz bacak bacak üstüne atilmaz sakiz çignenmez. 47-)Adminin resmi,fotografi yoktur o gizlidir. 48-)Admine özel soru sorulmaz 49-)Admin magazinden nefret eden adamdir 50-)Admin güç sahibidir.bunu uygulamaktan çekinmez. 51-)Admin gerekirse pire için yorgan yakar herkesi bir kisi için karsisina alir. 52-)Admin tartismalarda her zaman üstündür.Ezilir veya sikisirsa yetkisini kullanir 53-)Admin gizli olarak siteye gelmez.Aleni olarak gelir; herkes onu görür. 54-)Admin varken onun adina kimse konusamaz. 55-)Admin kardesini arkadasini kayirmaz 56-)Admin hiç bilmesede bir bilene danismaz. 57-)Admin kullanicidan yardim istemez.Soru sormaz. 58-)Admin rica etmez emreder. 59-)Admini harbi insandir dogrudan dobra dobra konusur. 60-)Admin yetenekleri olanlarin oldugu bir görevdir yetenek yoksa asla olunmaz. 61-)Adminler özel insanlardir herkes admin olamaz 62-)Gerçek bir admin yetki tutkunu insandir. 63-)Yönetilmeyi sevmeyen yönetmek isteyenler admin olabilir 64-)Adminlik bir sanattir. 65-)Admin herkese yetki vermez.Verirse degeri azalir 66-)Bir modlugu bin kisi ister bir kisi alir.O bir kiside adminin zorlu testinden geçer onayini alir 67-)Admin sevgiliside olsa haketmiyosa ona yetki vermez. 68-)Admin isle arkadasligi birbirine karistirmayan insandir 69-)Admin profosyoneldir amatörce hareket etmez 70-)Admin gülmez aglamaz heyecenlanmaz sakin ve temkinlidir 71-)Admin ileri görüslüdür.Gelecegi düsünür 72-)Admin hazirliksiz yakalanmaz. 73-)Admin stratejiktir her zaman bir B plani vardir.istisnai durumlarda var gibi davranir. 74-)Adminin haberi olmadigi bir olay veya gelisme yoktur 75-)Admin herseyi herkesden önce bilendir. 76-)Admin sölenmeden sölenmek istenileni anlayan ve çoktan çözmüs olan insandir 77-)Admin pes etmez.Pes etmeme gibi çabasi oldugunuda belli etmez. 78-)Admin statukocudur. 79-)Admin Yenilik yapsa bile bunu kendi kisiligi için yapmaz.Sadece site için yapar. 80-)Adminin her zaman bir bildigi vardir. 81-)Admin unutmaz sadece hatirlamak istemez. 82-)Admin yanlis anlamaz.Karsi taraf yanlis anlatiyordur. 83-)Admin gürültü kavga sevmez. 84-)Admin herkesin fikrini dinler yine bildigini yapar. 85-)Admine iki sor sorulmus ve eger bir tanesinin yanitini bilmiyosa bildigi soruyu cevaplayip digerini unutturur. 86-)Admin sikismaz.Sikistirilirsa ordan kurtulmayi becerir. 87-)Admin polemige gimez.Girdi gibi görünmüsse olayi bitirmek içindir. 88)Admin hep son sözü söler. 89-)Son gülen hep admindir ama bunun nedeni adminin geç anlamasi degil otoritesidir. 90-)Admin bir gece sessiz sedasiz kimseye sormadan yetkileri alan insandir. 91)Admin duygusal konusmalar yapmaz. 92-) admin asla bu isaretleri kullanmaz 93-)Admin idealisttir. 94-)Admine göz yaslarina bogulmus bir kizin sözleri bile tesir etmez. 95-)Bir admin modunu herkesin içinde azarlamaz.BU MOD için degil kendisi içindir.Bu durum kendisine zarar verir. 96-)Bir admin baska bir adminle herkesin önünde tartismaz. 97-)Adminin kendisi gibi admin olanlarla girdigi özel bir yönetim odasi vardir. 98-)Admin ani ve radikal kararlar alan insandir. 99-)Admin gelene hosgeldin gidene güle güle der.Kimseye taviz vermez 100-)Admin olunmaz Admin dogulur..

Rainbow Logo - http://www.myrainbowtext.com