otobüs tr fılm 1974 FULL İZLE CLİCKLOOK DA
15/1/2008 · Kategori: clicklook
otobüs tr fılm 1974 FULL İZLE CLİCKLOOK DA
otobüs tr fılm 1974 FULL İZLE CLİCKLOOK DA
otobüs tr fılm 1974 FULL İZLE CLİCKLOOK DA
otobüs tr fılm 1974 FULL İZLE CLİCKLOOK DA
otobüs tr fılm 1974 FULL İZLE CLİCKLOOK DA
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Tarih ezberlenmesi gereken baş belası bir lise dersi midir?
15/1/2008 · Kategori: clicklook
14 Ocak 2008
Tarih ezberlenmesi gereken baş belası bir lise dersi midir?Keşke mümkün olsaydı ve Anadolu toprakları üzerinde hem antik Yunan’dan, Roma’dan, Bizans’tan, Selçuklu’dan ve Osmanlı’dan kalan bütün eserler yine bulunsaydı ve tarihimiz de 1923’ten (ya da 1919’dan) başlamış olsaydı.
İstesek de istemesek de tarihimiz bütün öğeleriyle, en güncel olaylarda bile karşımıza çıkıveriyor. Hangi karmaşık konuya el atsak, birileri “sende bu evlat acısı ben de bu kuyruk acısı varken arkadaş olmamız mümkün değil” diye, tarih sayfalarındaki kan davalarını bugüne taşıyor. Ermeni soykırımı iddialarını tarihçilerin yargısına aktarmayı başaramadık. Şimdi de gündemimize “Alevi İftarı”ında milletvekili Reha Çamuroğlu’nun yaptığı konuşma dolayısıyla “Çaldıran Savaşı ne anlama gelir” tartışması girdi. Çaldıran meselesi Çamuroğlu Çaldıran meselesini şu cümlelerle gündeme taşımış: -Pek
çok tarih kitabımız yalan söyler. Çaldıran aslında bizim bizi
kırdığımız bir savaş, muzafferinin de, mağlubunun da biz olduğumuz bir
savaştır. Demem odur ki, koskoca tarihimizi basit bir, ’biz ve onlar’
oyununa dönüştürmek mümkün değildir, dönüştüremezsiniz. Tarihimizin pek
hatırlamadığımız, gizliden gizliye utandığımız sayfalarına da ‘biz’ dememiz gerekmez mi? “Tarih”i
lise dersleri arasında ezberlenip atlatılması gereken bir bela olarak
gören geniş kitle için, Çaldıran Savaşı, Yavuz Sultan Selim’in Safevi
hükümdarı Şah İsmail’i yenip, sonra da Tebriz’i fethettiği bir
zaferdir. Ancak 1514 yılının olaylar dizisindeki “Çaldıran” 2007 yılında Türkiye’deki Sünni-Alevi yakınlaşmasında, tıpkı “düşkünlük” gibi anahtar kelimelerden biri olduğuna göre, lise ezberinden öteye bu konuyu hatırlamak gerekiyor. Kaynak sıkıntısı yok Bu konuda “kaynak” sıkıntısı pek yok. Uzunçarşılı ve İnalcık gibi tarihçilerin eserleri, Hammer’in dev yapıtı çoğumuzun kitaplıklarında. Bunların yanında sevgili Murat Bardakçı sayesinde başvuru kaynaklarım arasına yerleştirdiğim İsmail Hakkı Danişmend’in “İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi” (Türkiye Yayınevi) ve Nicolae Jorga’nın “Osmanlı İmparatorluğu Tarihi” de (Yeditepe Yayınevi) hep elimin altında.
Olaylar1514 yılının 20 Mart (23 Muharrem) Pazartesi günü, Yavuz Sultan Selim’in Edirne’den ordunun başında “İran Seferi”ne
çıkması ile başlıyor. Bu seferin sebepleri arasında Şah İsmail’in
Yavuz’un tahta çıkışını kutlamaması, Osmanlı’nın kardeş kavgalarında
önce Şehzade Ahmed’i sonra da onun oğlu Şehzade Murad’ı tutması, Mısır
Sultanı ile Osmanlı’ya karşı ittifak yapması ve en önemlisi de Sünni
Osmanlı’ya karşı Şii (ve Alevi) bir kalkışmayı Anadolu’da örgütlemesi
gösteriliyor. Gizli defterler Anadolu’da birlik için daha önce Türkmen kökenli Uzun Hasan’la savaşıp onu yenen Fatih Sultan Mehmet’ten sonra, Yavuz Sultan Selim de (44 yaşında), “12 dilimli yüksek sarıkları ile Osmanlı askerlerine saldırıp -yaşasın efendimiz İsmail- diyerek ölenler- tarikatının simgesi Şah İsmail’i (27 yaşında) yenmek üzere yola çıkmıştı. Çaldıran Seferi’ne çıkarken, Yavuz Osmanlı topraklarında yaşayan ve Şiiliğe destek veren 40 bin kişinin “gizli defterler”ini tanzim ettiriyor. Bu 40 bin kişi ya kılıçtan geçiriliyor ya da zindanlara atılıyor.
İşte “Devlet” ile “Alevilik” arasındaki yol ayırımının başlangıcıdır bu olay. Aslında
baktığınız zaman Yavuz Sultan Selim’in öldürttüğü veya öldürdüğü
Sünnilerin listesinin de kabarık olduğunu görebilirsiniz. Sadece İran Seferi öncesi ve sonrası günlerine ilişkin bir listeyi Danişment’in kronolojisinden çıkarabiliriz. Kaçan bile kurtulamamış Veziriazam Koca Mustafa Paşa’nın idamı- Yavuz’un emri ile yeğenleri olan beş şehzadenin idamları- Saruhan Valisi Şehzade Korkut’un idamı- Karaman Beylerbeyi Hemdem Paşa’nın idamı- Veziriazam Hersekzade Ahmet Paşa’nın çadırının başına yıkılarak azli- Yavuz’un Dukagin oğlu Ahmet Paşa’yı kendi elleriyle hançerledikten sonra kafasını kestirmesi- İran Seferi’ndek ayaklanmadan sorumlu tutulan yeniçeri ağalarının idamı…
Neticede 23 Ağustos 1514’te Çaldıran’da Yavuz’un ordusu Şah İsmail’in ordusunu yenip dağıtıyor. Şah İsmail’in haremi ve karısı Bihruze Hatun da Yavuz’un eline geçiyor. Tebriz’in fethinden sonra da kapalı olan camiler ibadete açılıyor.
Tarih böyle olaylarla dolu. 1980’lerdeki Irak-İran Savaşı da, Saddam’ın, Humeyni İran’ının Iraklı Şiiler üzerindeki etkisini yok etmek amaçlı başlatılmamış mıydı? Hatırladınız mı lisede tarih dersinde okuduklarınızı şimdi?
|
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Alevileri anlamıyorum
15/1/2008 · Kategori: clicklook
14 Ocak 2008 |
![]() |
Alevileri anlamıyorum
SİZ değil misiniz, "Bu AKP Alevilere düşman" diyen...
Siz değil misiniz, "Bu AKP
cemevlerine düşman" diyen...
Siz değil misiniz, "Bu AKP Alevileri yok sayıyor" diyen...
İşte hiçbir zorunluluğu yokken "Bu AKP" Alevilere elini uzattı...
Bu telaş niye?
Neden korkuyorsunuz?
Neden uzatılan elin sıkılmamasını sağlamak için karşı organizasyonlar yapıyorsunuz?
Neden uzatılan eli sıkanları engizisyona tabi tutuyorsunuz?
Anlamak istiyorum ama anlayamıyorum...
Görmüyor musunuz?
Başbakan Tayyip Erdoğan, yargıdan gelen "Cemevleri ibadethane olamaz" kararının üstüne atlamadı, "Yargı kararına rağmen bir şeyler yapmanın yolunu arayacağız" diye açıklama yaptı... Cemevi düşmanı olsa, "Yargı kararını vermiştir, olay bitmiştir" demez miydi? Bu fırsattan yararlanmaz mıydı?
Hem söyleyin bakalım:
AKP Alevilere göz kırparak hangi "karanlık amaç" peşinde koşuyor olabilir?
Sizi asimile etmeyi mi amaçlıyor?
Bir "Muharrem iftarı" ile asimile olacak kadar zayıf mısınız? Kendinize güvensiz misiniz?
İftara gidip uzatılan eli sıkarsınız ama en küçük bir asimilasyon çabasını fark ettiğiniz anda da geri durursunuz... Bunu yapmak bu kadar mı zor?
Sizin oylarınızı mı kapmak istiyor bu AKP?
AKP’nin oyları bir erime içinde mi ki sizin oylarınızı kapmak için çaba göstersin?
Yüzde 47’nin arttığına dair araştırmaların yayınlandığı şu günlerde böyle bir tez ne kadar ikna edici?
İşte sizi var kabul ettiğini ve edeceğini iddia eden bir başbakan...
Gidin, uzatılan eli sıkın! Taleplerinizi sıralayın! Nelerin değişmesini istiyorsanız, onu söyleyin...
"Yalan söylüyor" mu diyorsunuz? "Bizi kandırıyor" mu diyorsunuz?
İyi ama diyalog kurmazsanız, bir "yalan" ya da bir "aldatmaca" ile karşı karşıya kalıp kalmadığınızı nasıl anlayacaksınız ki?
Bu adamlara güvenmiyor musunuz? Bu adamların samimi olmadıklarına mı inanıyorsunuz?
O zaman bunu kanıtlamak için gidin!
Gitmezseniz, ne yalancının yalanını, ne düzenbazın düzenini, ne samimiyetsizin samimiyetsizliğini açığa çıkarabilirsiniz...
"Hayır! Hem gitmeyiz, hem de uzatılan eli sıkmayız" mı diyorsunuz?
O zaman bütün bu itirazların arkasında
"Alevi sorunu çözülünce işlevsiz kalacak Alevi örgütleri"nin bulunduğunu düşünmekten
kendimi nasıl alıkoyabileceğime dair bana ikna edici bir şeyler söyleyin lütfen...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Bakın kendi ağzıyla Kızılok ve şarkıları:
15/1/2008 · Kategori: clicklook
Fikret Kızılok (1946-2001)
Bakın kendi ağzıyla Kızılok ve şarkıları:
"Şarkılarımı kendim yazdım; düşündüm, besteledim, çaldım ve söyledim.
Bu bütünlüğe inandım.
13 altın plağım oldu.
Zaman zaman, yana yana, not defterim, yadigar gibi
uzunçalar ve de kaset-disklerim.
"Meşhur"luğun bir hastalık olduğunu bilerek ortalıkta fazla görünmedim, sadece işimi yaptım, şarkılarımı söyledim.
Aşk mektuplarımı başkasına yazdırmadım.
Soldan doğdum, soldan uyandım, solda oturdum, insan olmanın haysiyetini solda buldum, hep solcu oldum, hep solcu kalacağım.
Sebebi gayet basit; insanın soyutlarının ve somutlarının bir bütün olduğudur.
Güzelliklerin, kültürün ve sanatın satın alınamayacağıdır.
Bir "akl-ı evvel"in yaratıp her şeyin ortasına koyduğuna inanmam.
Mistik işlerle uğraşmam.
Eni boyu, yukarı aşağıya butun kavramlarıma paradoksal bir ikilik koyarak sonsuza doğru buluşmak üzere diyalektiğe ve ölüme inanmışım.
Kendimi ince ince doğrayan ve uykumdan sıçrayıp uyandıran bir hayatım oldu.
Hep onu bekledim. Gelse de onu bekledim. O kadın değildi, o para değildi, o olumsuzluk değildi.
O'nu ben de merak ettim, onun için yaşadım, ona koştum ve onu buldum.
Ne mi o?
Yaşadıkca bulunan o'na tanjant hayatım: Şarkılarım..."
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Taraf'tan iddialı promosyon: Her güne 1 DVD
14/1/2008 · Kategori: clicklook

Taraf'tan iddialı promosyon: Her güne 1 DVD
Gerek yaptığı haberler, gerek de çarpıcı yazı ve röportajlarıyla yazılı basına hızlı bir giriş yapan ve adından sıkça sözettiren Taraf gazetesi, birçok kez gündem oluşturmasına rağmen istediği tirajı yakalayamadı. Taraf, şimdi iddialı bir promosyonla okurlarının karşısında...
11.01.2008, 06:24
| |
İki gündür sürmanşetten duyurulan promosyonda, hergün bir DVD filminin ücretsiz verileceği belirtildi. Yarın (12 Ocak) başlayacak olan promosyonda artık klasik haline gelen Federico Fellini'in başyapıtları verilecek. Ahmet Altan'ın kurucusu ve Alev Er'in genel yayın yönetmeni olduğu Taraf, geçtiğimiz kasım ayında çıkmaya başladı. İki ay gibi kısa bir zamanda iddialı manşetlere yer veren Taraf, birçok kez gündem oluşturdu. Ancak, bir türlü istenilen tiraj yakalanamadı. Bunda şüphesiz, Türkiye standartları ve halkın gazete alma anlayışı göz önünde bulundurulduğunda pahalı bir fiyata, 1 YTL'ye satılıyor olmasının payı büyük. Taraf yetkililerine göre, 1 YTL'ye satmalarının nedeni de bağımsızlık gereği. İnanılması zor ama, gazete tek reklam-ilan bile alamıyor; nedeni "prensip gereği" filan değil, sadece şirketlerin reklam vermemesi! "Neden?" sorusuna verilecek mantıklı bir cevabımız olmadığından aynı soruyu iş dünyasına yöneltiyoruz: Göz göre göre -kelimenin tam anlamıyla- "çöpçatanlık" yapan ucuz bulvar gazetelerde bile koca koca markaların ilanları boy boy çıkarken itibarlı bir gazete ilan bulmakta sıkıntı çeker. Neden?
|
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

