MiLLi GuVENLiK SiYASET BELGESi,NE ANLAMDA TEMEL BİR METiNDiR
9/4/2008 · Kategori: clicklook
HERŞEY TÜRKİYE İÇİN
MİLLİ GÜVENLİK SİYASET BELGESİ NE ANLAMDA "TEMEL" BİR METİNDİR?
Mustafa Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
mersindogan@yahoo.com
"28 Şubat Süreci" denen istisnai rejimin Türkiye'ye en büyük zararının, kimi hukuk dışı ve antidemokratik anlayış ve uygulamaların zamanla toplum tarafından kanıksanmasına ("olağanüstülüğün olağanlaşması"na) yol açma tehlikesine sahip olması olduğunu yıllar önce yazmıştım. Bu öngörüyü doğrulayan en dikkate değer olay, bizatihi 28 Şubat'ın bugün bir çok mahfilde (başta, maalesef, medya olmak üzere) tabii bir olaymış gibi algılanır hale gelmesi ve ondan eleştirel bir dille söz edenlerden kuşku duyulmasıdır. Öyle olmasaydı, 28 Şubat dönemindeki anti-demokratik ve hukuk dışı uygulamaların zararlı etkilerini kısmen de olsa giderme yönünde zaman zaman hükümet çevrelerinden ve başka yerlerden gelen girişimler söz konusu olduğunda, medya cenahından
"28 Şubat'ın rövanşını almaya çalışıyorlar"
yollu kınamalar gelir miydi?...
* * *
Çoğumuzun artık kanıksamış olduğu gerçeklerden birisi de, "milli güvenlik siyaseti"nin -yani, ülkenin bir temel "siyaseti"nin- belirlenmesinin Türkiye'de askerlerin yetkisinde sayılmasıdır.
Bu çerdevede, yine o dönemde hazırlanmış olan
"Milli Güvenlik Siyaset Belgesi"nin bugünlerde yenilenmesi söz konusu.
Konuyla ilgili haber-yorumlarda bu metnin "devletin en önemli" belgelerinden biri, hatta "gizli anayasası" olduğu belirtiliyor. İşte size istisnai olanı kanıksamanın ve onu olağan saymanın başka bir kanıtı daha!... Kürşat Bumin'in haklı olarak dikkat çektiği gibi, bu belgenin "dünyanın en tabii şeyi" gibi sunulmasından daha garip ne olabilir?... Düşününüz ki, böyle bir belgenin sadece varlığı değil, onun devletin "gizli anayasası" olarak algılanması bile yurttaşlarının büyük çoğunluğunu rahatsız etmiyor!
Şimdi soğukkanlı bir şekilde bu meseleye daha yakından bakalım.
Türkiye Cumhuriyeti'nin eğer resmi bir anayasası varsa, ve bu Anayasada devlet (özetle) "insan haklarına saygılı/dayanan demokratik bir hukuk devleti" olarak tanımlanıyor ise, muhtevasını üniformalı bürokratların belirlediği bir idari metin nasıl olur da -üstelik hükümet tarafından- "gizli anayasa" muamelesi görebilir?... Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi bir anayasası bulunduğuna göre, rejimin işleyişi bakımından böylesine önemli olan bu metin "temel" olması bakımından neyin alternatifidir?...
Bir anayasal devlette "anayasa"nın temel işlevi, kimlerin veya hangi organların, hangi usul ve şartlara göre ve nereye kadar kamu otoritesi kullanacaklarını belirlemek suretiyle devleti sınırlamaktır. Gelgelelim Türkiye'nin resmi anayasasında ne böyle bir "belge"den söz edilmektedir, ne onu birilerinin hazırlama ve onaylama yetkisine sahip olduğuna dair bir işaret vardır. Öyleyse, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi denen metin devletin "temel" bir belgesi olamayacağı gibi, bunun varlığı da anayasaya aykırıdır. Malum, Anayasa açıkça "Hiç kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz" demektedir (m. 6/2)
* * *
Böyle bir belgenin varlığının "demokratik siyaset" anlayışıyla da bağdaşmayacağı açıktır.
Çünkü, demokratik bir devlette eğer herhangi bir "siyaset" söz konusuysa, orada yurttaşların veya onların demokratik temsilcilerinin iradesinin işin içinde olması gerekir. Ayrıca, eğer bu bir "siyasi" belgeyse, tanımı gereği, o kamuya açık da olmalıdır; bir demokraside kamudan gizli bir temel siyaset olamaz..
Bağlayıcı bir "temel metin" olarak bir "Milli Güvenlik Siyaset Belgesi"nin varlığı gelecekteki parlamento ve hükümetleri bağlayan esaslar getirmesi bakımdan da demokratik siyasetin doğasına aykırıdır. Bizdeki "milli güvenlik" kavramının kapsamı göz önüne alındığında, böyle bir belgenin, demokratik organların takdir yetkisine sadece dar anlamda "güvenlik siyaseti" bakımından değil, onların daha genel siyasi tercihleri bakımından da peşin kısıtlamalar getireceğini anlamak zor olmasa gerek.
Mesela bir muhafazakar hükümetin askerlerin bakış açısına göre yapılmış bir "irtica" tanımını kabul etmesinin ne ölçüde mümkün ve makul olduğunu düşünmek zorundayız.
* * *
Bu belgenin içeriği de problemlidir. Şöyle ki:
"İrtica ve bölücülük" bu metnin ana temalarından biri olmaya devam ettiğine göre, demek ki Türkiye kendisini hala iç düşmanlarıyla tanımlamayı bir "temel" politik tercih olarak görmektedir. Başka bir anlatımla, Türkiye Cumhuriyeti için "öteki" doğrudan doğruya kendi vatandaşlarının büyükçe bir kısmıdır ve üstelik böyle olması onun bakımından "temel" önemdeki bir meseledir.
HERŞEY TÜRKİYE İÇİN
belge'nin kapak yazısıdır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır