1987 TARİHLİ TABLO BİR 1 İHRACAAT DOLARINDAN
21/7/2008 · Kategori: clicklook
| 1987 TARİHLİ TABLO BİR ( 1 ) İHRACAAT DOLARINDAN SAĞLANAN TOPLAM GELİR | ||
| 12 06 1987 | 672,7 TL | dolar kuru 1987 |
| ihracaatta vergi iadesi | % 6.5 | 43.77 TL |
| KKDP ( KAYNAK KULLANIMI DESTEKLEME PİRİMİ) | % 4.0 | 26.9 TL |
| kurumlar vergisi istinası | % 9.0 | 61.9 TL |
| ihracaat dövizini kullanma hakkı | % 10.0 | 67.3 TL |
| ithalatta döviz tahsisi | % 7.5 | 50.5 TL |
| NONMAL İHRACAATÇI İÇİN 1 DOLARLIK İHRACAATTAN SAĞLANAN GELİR | % ---- | 945.0 TL |
| BÜYÜK İHRACAATÇIYA MUNZAM VERGİ İADESİ | % 6.0 | 40.6 TL |
| BÜYÜK İHRACAATÇININ 1 DOLARLIK İHRACAATTAN SAĞLADIĞI GELİR | % ----- | 986.3 TL |
| BİR ( 1 ) İHRACAAT DOLARINDAN SAĞLANAN TOPLAM GELİR | 1987 TARİHLİ TABLO | 03 KASIM 2002 YE KADAR OLAN SÜRE |
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
internette para kazanma tuzagi aman dikkat
28/6/2008 · Kategori: clicklook
açılacak yapılacak tek kampanya
PROMOSYONA SON.
GERÇEK
HAKİKİ
İNDİRİM.
TEK FİAT ADSL
KAMU E-DEVLET SİTELERİNE ERİŞİM
İSTİSNASIZ SINIRSIZ
ADSL ÜCRETLENDİRME DIŞI TUTULMALI
İNTERNET BİLGİSAYAR CEB TELEFON
AYRICALIK LÜKS DEĞİLDİR.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
MiLLi GuVENLiK SiYASET BELGESi,NE ANLAMDA TEMEL BİR METiNDiR
9/4/2008 · Kategori: clicklook
HERŞEY TÜRKİYE İÇİN
MİLLİ GÜVENLİK SİYASET BELGESİ NE ANLAMDA "TEMEL" BİR METİNDİR?
Mustafa Erdoğan
Hacettepe Üniversitesi
mersindogan@yahoo.com
"28 Şubat Süreci" denen istisnai rejimin Türkiye'ye en büyük zararının, kimi hukuk dışı ve antidemokratik anlayış ve uygulamaların zamanla toplum tarafından kanıksanmasına ("olağanüstülüğün olağanlaşması"na) yol açma tehlikesine sahip olması olduğunu yıllar önce yazmıştım. Bu öngörüyü doğrulayan en dikkate değer olay, bizatihi 28 Şubat'ın bugün bir çok mahfilde (başta, maalesef, medya olmak üzere) tabii bir olaymış gibi algılanır hale gelmesi ve ondan eleştirel bir dille söz edenlerden kuşku duyulmasıdır. Öyle olmasaydı, 28 Şubat dönemindeki anti-demokratik ve hukuk dışı uygulamaların zararlı etkilerini kısmen de olsa giderme yönünde zaman zaman hükümet çevrelerinden ve başka yerlerden gelen girişimler söz konusu olduğunda, medya cenahından
"28 Şubat'ın rövanşını almaya çalışıyorlar"
yollu kınamalar gelir miydi?...
* * *
Çoğumuzun artık kanıksamış olduğu gerçeklerden birisi de, "milli güvenlik siyaseti"nin -yani, ülkenin bir temel "siyaseti"nin- belirlenmesinin Türkiye'de askerlerin yetkisinde sayılmasıdır.
Bu çerdevede, yine o dönemde hazırlanmış olan
"Milli Güvenlik Siyaset Belgesi"nin bugünlerde yenilenmesi söz konusu.
Konuyla ilgili haber-yorumlarda bu metnin "devletin en önemli" belgelerinden biri, hatta "gizli anayasası" olduğu belirtiliyor. İşte size istisnai olanı kanıksamanın ve onu olağan saymanın başka bir kanıtı daha!... Kürşat Bumin'in haklı olarak dikkat çektiği gibi, bu belgenin "dünyanın en tabii şeyi" gibi sunulmasından daha garip ne olabilir?... Düşününüz ki, böyle bir belgenin sadece varlığı değil, onun devletin "gizli anayasası" olarak algılanması bile yurttaşlarının büyük çoğunluğunu rahatsız etmiyor!
Şimdi soğukkanlı bir şekilde bu meseleye daha yakından bakalım.
Türkiye Cumhuriyeti'nin eğer resmi bir anayasası varsa, ve bu Anayasada devlet (özetle) "insan haklarına saygılı/dayanan demokratik bir hukuk devleti" olarak tanımlanıyor ise, muhtevasını üniformalı bürokratların belirlediği bir idari metin nasıl olur da -üstelik hükümet tarafından- "gizli anayasa" muamelesi görebilir?... Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi bir anayasası bulunduğuna göre, rejimin işleyişi bakımından böylesine önemli olan bu metin "temel" olması bakımından neyin alternatifidir?...
Bir anayasal devlette "anayasa"nın temel işlevi, kimlerin veya hangi organların, hangi usul ve şartlara göre ve nereye kadar kamu otoritesi kullanacaklarını belirlemek suretiyle devleti sınırlamaktır. Gelgelelim Türkiye'nin resmi anayasasında ne böyle bir "belge"den söz edilmektedir, ne onu birilerinin hazırlama ve onaylama yetkisine sahip olduğuna dair bir işaret vardır. Öyleyse, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi denen metin devletin "temel" bir belgesi olamayacağı gibi, bunun varlığı da anayasaya aykırıdır. Malum, Anayasa açıkça "Hiç kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz" demektedir (m. 6/2)
* * *
Böyle bir belgenin varlığının "demokratik siyaset" anlayışıyla da bağdaşmayacağı açıktır.
Çünkü, demokratik bir devlette eğer herhangi bir "siyaset" söz konusuysa, orada yurttaşların veya onların demokratik temsilcilerinin iradesinin işin içinde olması gerekir. Ayrıca, eğer bu bir "siyasi" belgeyse, tanımı gereği, o kamuya açık da olmalıdır; bir demokraside kamudan gizli bir temel siyaset olamaz..
Bağlayıcı bir "temel metin" olarak bir "Milli Güvenlik Siyaset Belgesi"nin varlığı gelecekteki parlamento ve hükümetleri bağlayan esaslar getirmesi bakımdan da demokratik siyasetin doğasına aykırıdır. Bizdeki "milli güvenlik" kavramının kapsamı göz önüne alındığında, böyle bir belgenin, demokratik organların takdir yetkisine sadece dar anlamda "güvenlik siyaseti" bakımından değil, onların daha genel siyasi tercihleri bakımından da peşin kısıtlamalar getireceğini anlamak zor olmasa gerek.
Mesela bir muhafazakar hükümetin askerlerin bakış açısına göre yapılmış bir "irtica" tanımını kabul etmesinin ne ölçüde mümkün ve makul olduğunu düşünmek zorundayız.
* * *
Bu belgenin içeriği de problemlidir. Şöyle ki:
"İrtica ve bölücülük" bu metnin ana temalarından biri olmaya devam ettiğine göre, demek ki Türkiye kendisini hala iç düşmanlarıyla tanımlamayı bir "temel" politik tercih olarak görmektedir. Başka bir anlatımla, Türkiye Cumhuriyeti için "öteki" doğrudan doğruya kendi vatandaşlarının büyükçe bir kısmıdır ve üstelik böyle olması onun bakımından "temel" önemdeki bir meseledir.
HERŞEY TÜRKİYE İÇİN
belge'nin kapak yazısıdır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Sedat Peker ilhan Selcuk u, oldurun dedi
9/4/2008 · Kategori: clicklook

Sedatin Yeni Provakasyonu
Sedat Peker Ilhan Selcuk´u"öldürün" dedi!
Cumhuriyet'e molotof atan kişi, İlhan Selçuk'u öldürecekmiş. Suikast cezaevinden planlanmış. İşte detaylar...
Cumhuriyet gazetesine molotofkokteylli saldırı düzenlediği
gerekçesiyle gözaltına alınıp tutuklanan Bedirhan Şinal’ın polisteki
ifadesi, İlhan Selçuk’a suikast planını ortaya çıkardı. Selçuk'un
öldürülmesini Sedat Peker'in emrettiği iddia ediliyor.
Planın Bayrampaşa Cezaevi C-27 koğuşunda kalan cinayet zanlısı Bayram
Demir ile Eyüp Ülkü Ocakları Başkanı Bora Ballı tarafından hazırlandığı
iddia edildi.
Eylemi, cezaevinde bulunan organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in talimatıyla gerçekleştirdikleri iddia edilen Şinal şunları anlattı:
SELÇUK'U ÖLDÜR
- Bayrampaşa’da, bana ve anneanneme yardım eden, 10 yaşından beri
tanıdığım, çete suçundan cezaevine düşen Eyüp Ülkü Ocakları Başkanı
Bora Ballı, Seyhun Zaim ve Sinan Çetin’le yattım. Bağımsız milletvekili
adayı Tuncay Şeyranlıoğlu’nu öldüren Bayram Demir, Ballı’ya, İlhan Selçuk’un vurulması eyleminden bahsetti. Bora Ağabey’e bu işi yapıp yapamayacağını teklif etti.
ANNEANNEN DAHA İYİ YAŞAR
- Bora Ağabey kabul etti, karşılığında ne alacağını sordu. O da “Güzel
şeyler alacaksın. Sen de, biz de memnun olacağız” dedi. Akşam Ballı ile
yalnız konuşurken “Bak Bedirhan, Selçuk istediği adamı getirir, istediğini götürür. Derin devlet ilişkisi var. Güçlü biri. Bu kadar büyük... Bu işi yaparsak senin de hayatın değişir. Anneannen daha iyi yaşar, ona para göndeririz” dedi.
20 BİN YTL ALACAKTI
- Bayram Demir, Bora Ağabey’e paranın nereden, ne şekilde alınacağını
söyleyecekti. Bora Ağabey de bana cezaevinden parayı kimden ve nasıl
alacağımı. 20 bin YTL alacaktım. Para anneanneme gelecekti. Ben cezaevine girdikten sonra anneanneme para vermeye devam edeceklerdi. Bana avukat tutup cezaevinde de bakacaklardı.
ÖLDÜRMEYİ UNUTMUŞ
- Cezaevindeki İlhan Selçuk konusu tamamen aklımdan
çıkmıştı. Sonra televizyonlarda Selçuk’un gözaltına alındığını duydum.
Anneannemin cep telefonu çaldı. Seyhun arayıp, “Oğlum, bizim sözümüz sizde geçmiyor mu? Biz sizin abiniz değil miyiz” dedi. Selçuk’un gözaltına alındığını belirterek, işimi bitirmediğim için bana kızdı. “Kolunu, bacağını kıracağım, öldüreceğim” dedi. Sonra telefonu alan Ballı, “Biz içerideyken bizi dinlemiyorsun. Bu işin dışarısı da var” dedi.
HATASINI TELAFİ ETMEK İÇİN MOLOTOF ATMIŞ
- Plana göre, Selçuk’u vuracağım silahı Ballı temin edecekti. Selçuk hakkında bilgi toplayacak durumda değildim. Oturduğu
yeri ve gazeteyi, ne zaman gelip gittiğini bilmiyordum. Beni sürekli
aramalarından dolayı ben de Cumhuriyet gazetesine yönelik bir eylem
yapmayı düşündüm. Aklıma önce gazeteye ateş etmek geldi. Ancak, basit olur diye vazgeçtim. Sonra aklıma el bombası atmak geldi. “Bunu yaparsam ağır mı olur?” düşüncesine kapıldım. Sonra aklıma molotof atmak geldi.
ORHAN PAMUK'U DA ÖLDÜRECEKTİK
- Demir’in grubu, Eyüp Belediye Başkanı Ahmet Genç’i vuracaklarını
söylüyordu. Demir inşaat ve diğer işlerine engel oluyormuş. Ballı
sürekli Orhan Pamuk’u öldüreceğimizi söylüyordu. Pamuk’un 1 milyon
dolara ev aldığını söylüyordu.
ROBER HATEMO DA LİSTEDEYDİ
- Yine cezaevinde ben, Bora Ballı, Seyhun Zaim, Sinan Çetin’in olduğu ortamda, Rober
Hatemo’nun İstiklal Marşı’nı bir i... gibi söylemesi nedeniyle
cezalandırılmak amacıyla ayaklarına sıkılması konusu görüşüldü. Bu
eylemi cezaevinden çıktıktan sonra Seyhun yapacaktı. Sponsorluğunu da
Bayram üstlenecekti. Bizimle birlikte yatan İzmit çetesi diye bir grup
vardı. Herkes eylemin yapılmasına destek olacaktı. Demir, eylemi
yapacak kişiye 50 bin YTL vereceğini söylüyordu.”
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
suya sabuna dokunmayan, medyanin blog hazirlayici takimi
8/4/2008 · Kategori: clicklook
suya sabuna dokunmayan medyanın blog hazırlayıcı takımı
menşuur espürük cevabı: piiss herüüfffleerrr :)))))
sansürcü blog endikatörleri
dersimiz kelime avcılığı :)))))
ava giden avlanır.
::))))))
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::